her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder.

21st December 2011

Text

Delta ovası (ya da kapı önü birikintisi)

Ülkemizde sıklıkla görülen sosyo-coğrafi bir olgudur. Kapalı mekanlarda uzun veya orta süreli etkinlikler sonucunda içeride havasız kalmış, osura osura uyumuş, sıkılmış, bıkmış, aslında hiç orada olmak istememiş—veya herhangi bir başka nedenden içeride bulunmuş—insan kütlesi, etkinliğin bitmesi ile oluşan akıntının etkisiyle kapının dışına sürüklenip hemen oracıkta kümelenirler.

Bu olay sonucunda, insan kütlesinin beraberinde sürükledikleri nikotinli çubuklardan duman tütmeye ve böylece, o alanda kemikleşen bir sohbet ortamının oluşmasına neden olurlar. Bu sohbet ortamı sayesinde birbirini hiç tanımayan insan öbekleri bir araya gelir ve birbirleri arasında “dipol dipol bağları” oluştururlar (bir Kimya terimi). Oluşturdukları bağlar sonucunda aralarındaki tepkimeye bağlı olarak futbol, siyaset, sanat, yeni cep telefonları, kadınlar-erkekler ve/veya ünlüler hakkında bulabildikleri ortak iletişim alanlarında bu bağıntıyı güçlendirmeye başlarlar.

Kapı önü birikintisinin etkisiyle oluşan delta ovaları daha sonradan gelen insan partiküllerinin geçmesine engel oluşturdukları için burada bir birikme olur ve insanlar doğaları gereği ellerinde bulunan kaynaşma ve bağlanma dinamiklerinin dışına çıkarak ezme, ittirme, dayama ve çekiştirme gibi tepkimelere girerler. Bu tepkimelere dayalı olarak KÖB’ü yarabilenler akıntının doğal seyrinde yollarına devam ederler. Bazı zamanlarda da delta ovası, arkadan gelen bu partikülleri döverek, linç ederek, tartaklayarak—hiç olmazsa laf dalaşına girerek veya KÖB’ü geçmeye çalıştığı için suçlayarak—birikintinin içinde eritirler.

KÖB’ler çoğunlukla akıntının ve toplumsal ivmenin az olduğu coğrafi bölgelerde, özellikle Orta Doğu, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Güney Amerika’da görülürler. Bunlar arasında Orta Doğu bölgesinde bulunan Türkiye’de KÖB’ler hemen hemen ülkenin tamamında yaygın şekilde görülür.

KÖB’ler üzerine “İç mekanlar, havalandırma ve sigara yasağı” isimli makalesiyle de bilinen, Berlin Merlin Üniversitesi’nde Sosyal Coğrafya Profesörü, Dr. St. Spekulatius, makalede Türkiye’deki bu birikintiler hakkında şunları diyor:

“Özellikle Türkiye’deki KÖB’ler kendi içlerinde gösterdikleri bağlılık ve dayanışma ile arkadan gelenlerin akıntıya kapılmalarını katiyetle engellemeleri beni hayrete sürükledi. Kızıldeniz’de iki ayrı akıntının birbirine karışmadığını gözlemlediğimden beri gördüğüm en muazzam şey. Ne yazık ki, Türkiye’de geçirdiğim inceleme süresi boyunca hiçbir KÖB’e karışamadım. Ama bir gün bunu da başaracağımı umuyorum.”

Bu yaklaşım üzerine fikrini almak istediğimiz, fakat geçen hafta gittiği konferans çıkışından beri kendisinden haber alınamayan Çukurova Üniversitesi, Kapı ve Birikinti Bilimleri Bölüm Başkanı, Doç. Dr. Birkan Alüvyonoğlu’nun konferans çıkışında saplandığı KÖB ile bağlantılandığı sanılıyor.

Babasını en son bir KÖB oluşumu esnasında görmüş olan ve bir daha babasından haber alamayan Alüvyonoğlu, Türkiye’nin Birikintileri Dergisi’ne verdiği bir röportajında şöyle demişti:

Babamı en son gördüğüm gün, beni elimden tutmuş ve ilk kez sinemaya götürmüştü. Film arasında babamın sigara içmesi için dışarı çıkmıştık. Orada ilk kez bir KÖB oluşumunu gördmüştüm ve bu beni çok etkilemişti. Tekrar içeri girdiğik ve filmin devamını izledik.

Film bittikten sonra dışarı çıktık ve babam film arasında konuştuğu adamlardan ateş istemek için yanımdan uzaklaştı. Sonra, babama bir şey dediler, o da güldü. O da onlara bir şey söyledi ve tam o sırada filmden çıkan diğer insanların da KÖB’e kaynaşmasıyla babam ile arama etten bir oluşum girdi. Ve ben o et parçasının bünyesinde babamla bir bütün ama ondan apayrı bir şekilde sokağın başına kadar yarım saatte sürüklenmiş bulundum. Sonra parçadan koptum ve dışında kaldım.

Akşam olana kadar babamı bekledim, ama gelmedi. Eve gittiğimde de yoktu. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum. Ben de babamı tekrar nasıl görebileceğimi anlamak için bu bilim alanında ihtisas yaptım. Bu konuda bilinebilecek her şeyi öğrendim ama babamı nasıl bulacağımı hala anlayabilmiş değilim.

Dr. Alüvyonoğlu’nun başına gelen bu kopma aynı buz dağlarından parçaların kopması gibi eşyanın tabiatı gereği aradaki dipol dipol bağlarının gevşemesi sonucunda olur. Bu, kişinin yeni çıkan bir diziyi izlememiş olması, geçen günkü maçta kimin kırmızı kart gördüğünü hatırlayamaması veya süper divalardan birinin en son yavuklusunu bilmemesinden kaynaklanabilir. Bu gibi durumlarda kişiler hayatlarının akıntısına kaldıkları yerden devam ederler ve bir KÖB’ün özlemiyle yaşamlarındaki en büyük eksikliğin derin hissiyatı ile tutunacak bir kapı önü birikintisi ararlar.

Burada sözü geçen kişinin asıl aradığı şey babası değil, o ilk tecrübe ettiği KÖB’dür. Bu gibi insanlar hayatları boyunca o ilk KÖB’ün yarattığı bağlanma duygusunu ararlar ve bulamayınca da hayata küsüp Çukurova, Çarşamba veya Mogadişu gibi yerlere yerleşip sakin bir hayat yaşarlar. Genellikle Tsunami gibi vakalardan ölüm durumu gerçekleşir.

Böyle.


lifeproof

Tags delta ovasısosyal olaylarkapı önünde birikme halikapı önünde birikenlerkapının önünde sigara içmekinsanların geçmesine engel olmak

© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?