her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder.

27th January 2010

Text

Türk insanının iş dünyasındaki başarısı—ve daha çok başarısızlığı—nın başlıca nedenleri arasında: kararsızlık, zaman yönetimi beceriksizliği ve bildirişimsizlik sayılabilir.

Kararsızlık:

Bir şey yapılması gerekiyordur, isteniyordur, bekleniyordur, iyi olur. Fakat, ya öyle olmazsa? Amaan, sonra yaparım. Yapan öldü de yapmayan ölmedi mi… Yapmayan yılan bin yaşasın. Ya yaparsam? gibi nedenlerle bu iş yapılmaz. Karar verilemez.

Burada yatan gizli özne tembelliktir. Eğer karar verilirse o şeyin ‘yapılması’ gerekir. Ve bir şeyler yapmayı hiçbir Türk sevmez!

Zaman yönetimi özürlülüğü:

Bir saatte bir yerde olmak gerekir, bir şey yapmak gerekir, birisiyle iletişim kurmak lazımdır… Ve yine: amaaan, sonra yaparım. Dur daha var, birazdan yaparım. Artık geç oldu yapsam da fark etmez. Belki fark etmemiştir, yarın yaparım. O yapsın, ben niye yapıyorum ki? gibi bahanelerle yapılması gereken şey son dakikaya kadar geciktirilir, geç kalınır, iş işten geçtikten sonra da bir başka bahara havale edilir. Daha da kötüsü, zamana riayet etmeyen bir birey etmeye çalışanlara da engel olur. Çünkü onlar gecikirse kendisinin de gecikmiş olması diğerlerinin arasında sırıtmaz.

Bildirişimsizlik:

Yukarıdaki iki önemli özür haricinde insanlar bir şeylerin yapılması için karar veremedikleri, zamana riayet edemedikleri gibi bunlarla doğrudan bağlantılı olarak iletişim de kuramazlar. Bunun olamaması yukarıdaki iki ‘şey’ gerçekleşmediği için zaten normal. Çünkü kararlılık ve zamana riayet bir şeyin yapılması—başka bir deyişle: bir şeyin var olması—için en gerekli unsurlardır. Böylelikle zihinsel olarak var olamamış bir şey hakkında iletişim kurabilmeniz ve bunu bir başkasına bildirebilmeniz çok zorlaşır. Bu yüzdendir ki, Türk insanı üzerine karar veremediği ve de varoluşsal zaman-mekan düzlemine uyamadığı için bu tarz şeylerden söz etmeleri de zordur.

Ama belli başlı kemikleşmiş, fikri sabitleşmiş ve dogmatikleşmiş hazır-düşünce, ideoloji ve inançlar konusunda çok uzun süre konuşabilirler çünkü bunlar elmacık kemikleri kadar gerçek, katı ve sabit şekilde kaskatı kafalarının içerisinde yer etmişlerdir.

Bu kafayla da Türkiye en fazla: ilk cümlesinde: Türkiye’ye yeni bir vizyon getireceğiz, gibi çok ulvi bir cümle kurduktan birkaç saniye sonra: Hadi ordan! Hadi be! diye ünleyen bir başbakana sahip olarak yerinde sayarak ilerler. Askere gidenler bilirler: yerinde sayarken ister istemez bir ilerleme olur.


lifeproof

Tags türk insanıbildirişimbildirişimsizlikiletişimiletişim bozukluğuiletişim sorunlarıkararsızlıkzaman yönetimizaman yönetimi sorunları

7th January 2010

Text

İngiliz hükümetinin iletişim danışmanı Jean Gross tarafından yaptırılan güncel bir bilimsel araştırmaya göre İngiltere’de konuşma çağındaki bebeklerin dörtte biri konuşma zorluğu çekiyor ve konuşma becerilerinde gözle görülebilir bir aksama var. Dahası, üç yaşına gelmiş çocukların %4’ünden fazlası HİÇ konuşmamış.

Bunun nedenleri arasında en baş sırada hane içerisinde televizyonun başlıca etken olması yer alıyor. Evlerde sürekli televizyonun açık olması ve ailenin sosyal birlikteliği televizyon etrafında şekillendiği için bu çocuklar ebeveynleriyle ve diğer insanlarla iletişim kurmuyorlar. Yalnız, sanmayın ki bu çocuklar konuşma edimini ve dili bilmiyorlar, bu çocuklar ‘konuşmayı’ bilmiyorlar.

Bu da etrafımıza baktığımızda gözlemlediğimiz yeni neslin konuşma bozukluğunun da bir noktada açıklayıcısı olabilir. Yeni neslin konuşma bozukluğundan ne kastettiğimi anlamadıysanız bir örnekler demetiyle sizi aydınlatayım:

Avrupa Yakası’ndan SelinEsra-Ceyda Kardeşler, İsmail YK, Hadise, Kendi, Kankigiller ve daha niceleri… etrafınızdaki insanların azımsanmayacak bir oranı.

İşte, insanlar neden kendilerini ifade edemiyorlar, neden dile hakim değiller, ndn byle abdk gbdk şklde iletishim kuruyorlar anlamak o kadar da zor değil aslında. way bana waylar bana.

Buradan baktığımızda şu anda yetişkin gençlerin konuşma becerisi, bebeklerin konuşma konusunda çektikleri ortada. Bir yandan da iletişim teknolojileri son derece gelişmiş. Yani, söyleyecek bir şeyleri olsa onu başkalarına iletecek mecralar: facebook, twitter, friendfeed, bloglar, 3G, uydular, google translate.. her şey mevcut ve gençler bunları kullanmayı son derece iyi biliyorlar ama… bunların içine koyulabilecek iki satır yazı yazma donanımları yok.

Buradan da iletişimin geldiği boyut copy-paste jenerasyonunu bize ispatlıyor. Copy-Paste Jenerasyonu’na çok yakında değineceğim.


lifeproof

Tags Avrupa yakasıselinesra ceyda kardeşlerismail ykhadisekendikankigilleriletişim bozukluğukonuşma bozukluğujean grossingiltereiletişimcopy-paste jenerasyonu

© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?