her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder.

14th March 2010

Text

Her insan kendi habitatında yaşamalı.

Modern yaşamın bizi getirdiği noktada her insan kendi ‘segment’i içerisinde yaşaması gerekiyor. Eğer bu koşul sağlanmazsa kişinin varoluşu derin bir sekteye uğrar. Kişi ya ezilir, ya ezer, ya silinir, ya siler ya da en sonunda kendi varoluşu içerisinde ayrı bir boyuta taşınır. O boyuta taşınan insanlar bir daha ‘iletişim’ mefhumuna ihtiyaç duymazlar.

Tüm sorunlarımız iletişim mefhumu yüzünden kaynaklanıyor aslında. Çünkü herhangi bir varlık kendi varoluşu dışına çıkmaya teşebbüs ettiği anda iletişim dünyasının hegemonisi altına girmiş bulunur.

İletişimin asli amacı ise varlığın kendi varoluşu dışarısında geçirdiği zamanı en kısa sürede sona erdirip tekrar kendi varoluşu çerçevesine dönmesidir. Çünkü kendi varoluşu dışarısında geçirdiği zaman boyunca başkalarının idrakine ve etkilerine mecbur kalır.

(National Geographic diliyle: kendi av alanı dışında avlanmaya çalışanlar, başkalarının avı olurlar.)

Buradaki kendi varoluşu çerçevesini yerine göre kişinin kendisi, kişinin ailesi, mahallesi, işi, uzmanlık alanı, sosyal çevresi, tuttuğu takım, kültürel uzmanlığı vb. olarak da algılayabilirsiniz.

Kısaca insanlar aynı çerçeveler içerisinde yaşamadıkları ve düşünmedikleri insanlarla iletişim kuramazlar—ve kurmamalılar—çünkü modern yaşam bizi süper iletişimcilere dönüştürdüğü kadar o iletişim yetisini de elimizden alıyor.


lifeproof

Tags iletişimmodern yaşambildirişimsizlikiletişimsizlikiletişim sorunlarıkısıtlı iletişim

20th February 2010

Text

İnternet alemine yabancı insanlar var olduğunu biliyordum. İnternet alemine tam anlamıyla hakim olmayan insanlar olduğunu biliyordum. Ama geçen gün bir şey daha fark ettim: internet aleminde ama internet alemine çok yabancı insanlar da varmış.

Geçen gün, bir web-tasarım şirketinin yönetici-temsilcisine RSS’in ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatmaya çalışırken: ‘yahu, zaten kimse RSS kullanmıyor ki, bir işinize yaramaz.’ dediğine şahit oldum. Bunca yokuşu bize sırf kurduğu sistem içerisine RSS uyumlu sayfalar yerleştirmemek için yapmış olması da bu kadar yenilikçi ve dinamik olunması gereken bir alanda Türkler iş yaptıklarında işin nasıl yine-tekrar-ve-her-zamanki-gibi bürokrasiye döndüğünü ispatlarcasına: ‘o zaman bunu yapmamız iki ay alır.’ diyerek olayı çözümledi.

Bıraksalar bütün işi onlardan çok daha kısa sürede ben-tek-başıma-kendim-bürokrasi-free şekilde ve daha kısa zamanda yaparım ama… orası da başka bir alanın konusu: kurumsal kişilerin iknası. Orada da başka bir şey devreye giriyor: ayrı dünyaların insanları arasında—kurumsal kişilikler ve özgür yaratıcılar arasındaki dünya farklarından ötürü—yaşanan iletişim ve özellikle bildirişim güçlüğü. Yani, birbirinizi tam olarak anlamanız bir hafta süregelecek konsültasyon sonrasında ancak mümkün olabilir.

Ama ne yazık ki, kimsenin o kadar zamanı yok.

****************************************************************************************************

Buradan almanız gereken mesajlardan bir tanesi:

Butik—veya müşterisinin isteklerine göre hizmet ve çözüm üretebilen—tasarım şirketleriyle çalışın.


lifeproof

Tags iletişimiletişim sorunlarıbildirişimbildirişimsizlikweb tasarımıyenilikiş dünyasındaki iletişim sıkıntılarıkurumsal kişilerözgür yaratıcılarbürokrasitürklerin bürokrasiye yatkınlığıtürklerin bürokrasiye düşkünlüğü

10th February 2010

Text

Nokta hak ettiği değeri mikro blogging sayesinde tekrar kazandı.

Bir süredir noktanın birçok yerde daha önce görmediğiniz şekilde kullanıldığını fark etmişsinizdir:

Bu örneklerde noktanın kullanımına dikkat ediniz. Noktanın kullanımı benim yorumuma göre twitter veya daha geniş anlamıyla mikro blogging’in hayatımıza girmesi ve etkin iletişim yöntemi olmaya başlamasıyla kişilerin ve kurumların mesajlarını kısa, net ve gösterişten uzak şekilde: isim. mesaj mesaj. şeklinde veya mesaj. veya slogan. isim. veya slogan. veya mesaj. mesaj. mesaj. veya isim. slogan. mesaj. veya bu kombinasyonların hepsi/dahası/yarısı şeklinde verilmesine yol açtı.

Bu değişim—henüz her kesimde tam olarak fark edilmemişse bile—tüm tasarım, iletişim, tipografi, konuşma ve ritim algımızı etkiledi. etkiliyor. etkileyecek.

Noktanın kullanımına dikkat edin. Daha kısa cümleler. daha net ifadeler. daha az kelime. daha. öz.

Hal böyle olunca bunlar günlük hayatımızı da etkiliyor. Hele ki reklam dünyasını. İletişim sektörünü. Etrafınıza biraz bakın. Eskiden bu kadar çok nokta görüyor muydunuz? Noktaları bir.leş.tir.in.


lifeproof

Tags nokta.iletişimnoktalama işaretlerireklamreklam sektörüreklamcılıkslogan

27th January 2010

Text

Türk insanının iş dünyasındaki başarısı—ve daha çok başarısızlığı—nın başlıca nedenleri arasında: kararsızlık, zaman yönetimi beceriksizliği ve bildirişimsizlik sayılabilir.

Kararsızlık:

Bir şey yapılması gerekiyordur, isteniyordur, bekleniyordur, iyi olur. Fakat, ya öyle olmazsa? Amaan, sonra yaparım. Yapan öldü de yapmayan ölmedi mi… Yapmayan yılan bin yaşasın. Ya yaparsam? gibi nedenlerle bu iş yapılmaz. Karar verilemez.

Burada yatan gizli özne tembelliktir. Eğer karar verilirse o şeyin ‘yapılması’ gerekir. Ve bir şeyler yapmayı hiçbir Türk sevmez!

Zaman yönetimi özürlülüğü:

Bir saatte bir yerde olmak gerekir, bir şey yapmak gerekir, birisiyle iletişim kurmak lazımdır… Ve yine: amaaan, sonra yaparım. Dur daha var, birazdan yaparım. Artık geç oldu yapsam da fark etmez. Belki fark etmemiştir, yarın yaparım. O yapsın, ben niye yapıyorum ki? gibi bahanelerle yapılması gereken şey son dakikaya kadar geciktirilir, geç kalınır, iş işten geçtikten sonra da bir başka bahara havale edilir. Daha da kötüsü, zamana riayet etmeyen bir birey etmeye çalışanlara da engel olur. Çünkü onlar gecikirse kendisinin de gecikmiş olması diğerlerinin arasında sırıtmaz.

Bildirişimsizlik:

Yukarıdaki iki önemli özür haricinde insanlar bir şeylerin yapılması için karar veremedikleri, zamana riayet edemedikleri gibi bunlarla doğrudan bağlantılı olarak iletişim de kuramazlar. Bunun olamaması yukarıdaki iki ‘şey’ gerçekleşmediği için zaten normal. Çünkü kararlılık ve zamana riayet bir şeyin yapılması—başka bir deyişle: bir şeyin var olması—için en gerekli unsurlardır. Böylelikle zihinsel olarak var olamamış bir şey hakkında iletişim kurabilmeniz ve bunu bir başkasına bildirebilmeniz çok zorlaşır. Bu yüzdendir ki, Türk insanı üzerine karar veremediği ve de varoluşsal zaman-mekan düzlemine uyamadığı için bu tarz şeylerden söz etmeleri de zordur.

Ama belli başlı kemikleşmiş, fikri sabitleşmiş ve dogmatikleşmiş hazır-düşünce, ideoloji ve inançlar konusunda çok uzun süre konuşabilirler çünkü bunlar elmacık kemikleri kadar gerçek, katı ve sabit şekilde kaskatı kafalarının içerisinde yer etmişlerdir.

Bu kafayla da Türkiye en fazla: ilk cümlesinde: Türkiye’ye yeni bir vizyon getireceğiz, gibi çok ulvi bir cümle kurduktan birkaç saniye sonra: Hadi ordan! Hadi be! diye ünleyen bir başbakana sahip olarak yerinde sayarak ilerler. Askere gidenler bilirler: yerinde sayarken ister istemez bir ilerleme olur.


lifeproof

Tags türk insanıbildirişimbildirişimsizlikiletişimiletişim bozukluğuiletişim sorunlarıkararsızlıkzaman yönetimizaman yönetimi sorunları

8th January 2010

Text

Bir arkadaşımın bana uzun zamandır verdiği telkini dün ben de bir başkasına vermek durumunda kaldım. Bu yüzden sanırım bu telkini sizinle de paylaşmalıyım:

Halkla kamusal alanda sosyal iletişim kurduğunuz zaman basit ve kısa cümleler kullanın.

Ömrünüz uzar. Gereksiz yanlış anlaşılmalardan, bildirişimsizliklerden, polemiklerden ve tartışmalardan optimum oranda kaçınmış olursunuz. Kısa ve net olun.

Örneğin, toplu taşıma aracındasınız arkadan birisi üzerinde 1g yerçekimi kuvveti olan ağırlığının tamamını sizin kütleniz üzerine havale etme halinde ise bu insana yerçekimi kuvvetinden, kütleden ve hacimden söz etmeyin.

‘Üzerimden çekilir misin?’ yeterli olacaktır. Hatta, bu bile bir soru nidası taşıdığı için kafa karıştırabilir. Daha net olmak adına: ‘Üzerimden çekil!’ diyebilirsiniz.

Hatta iyisi mi benim bir süredir uyguladığım iletişim tekniğini deneyin. El hareketleri ile anlaşın. ‘Müsade eder misiniz? Ben şu tarafa doğru geçmek istiyorum.’ yerine el işaretiyle ‘şuraya gideceğim’ hareketi yapın. O kişinin yapması gereken hareketi de gösterin. Görsel iletişim daha çabuk algılanıyor ve garip bir şekilde itaat ediliyor.

Deneyin, göreceksiniz.


lifeproof

Tags iletişimsosyal iletişimtoplumtoplu taşımakamusal alantoplumsal hayat

7th January 2010

Text

İngiliz hükümetinin iletişim danışmanı Jean Gross tarafından yaptırılan güncel bir bilimsel araştırmaya göre İngiltere’de konuşma çağındaki bebeklerin dörtte biri konuşma zorluğu çekiyor ve konuşma becerilerinde gözle görülebilir bir aksama var. Dahası, üç yaşına gelmiş çocukların %4’ünden fazlası HİÇ konuşmamış.

Bunun nedenleri arasında en baş sırada hane içerisinde televizyonun başlıca etken olması yer alıyor. Evlerde sürekli televizyonun açık olması ve ailenin sosyal birlikteliği televizyon etrafında şekillendiği için bu çocuklar ebeveynleriyle ve diğer insanlarla iletişim kurmuyorlar. Yalnız, sanmayın ki bu çocuklar konuşma edimini ve dili bilmiyorlar, bu çocuklar ‘konuşmayı’ bilmiyorlar.

Bu da etrafımıza baktığımızda gözlemlediğimiz yeni neslin konuşma bozukluğunun da bir noktada açıklayıcısı olabilir. Yeni neslin konuşma bozukluğundan ne kastettiğimi anlamadıysanız bir örnekler demetiyle sizi aydınlatayım:

Avrupa Yakası’ndan SelinEsra-Ceyda Kardeşler, İsmail YK, Hadise, Kendi, Kankigiller ve daha niceleri… etrafınızdaki insanların azımsanmayacak bir oranı.

İşte, insanlar neden kendilerini ifade edemiyorlar, neden dile hakim değiller, ndn byle abdk gbdk şklde iletishim kuruyorlar anlamak o kadar da zor değil aslında. way bana waylar bana.

Buradan baktığımızda şu anda yetişkin gençlerin konuşma becerisi, bebeklerin konuşma konusunda çektikleri ortada. Bir yandan da iletişim teknolojileri son derece gelişmiş. Yani, söyleyecek bir şeyleri olsa onu başkalarına iletecek mecralar: facebook, twitter, friendfeed, bloglar, 3G, uydular, google translate.. her şey mevcut ve gençler bunları kullanmayı son derece iyi biliyorlar ama… bunların içine koyulabilecek iki satır yazı yazma donanımları yok.

Buradan da iletişimin geldiği boyut copy-paste jenerasyonunu bize ispatlıyor. Copy-Paste Jenerasyonu’na çok yakında değineceğim.


lifeproof

Tags Avrupa yakasıselinesra ceyda kardeşlerismail ykhadisekendikankigilleriletişim bozukluğukonuşma bozukluğujean grossingiltereiletişimcopy-paste jenerasyonu

© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?