her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
25T: demokrasi bir araçtır, bir otobüstür. durağa vardığınızda inersiniz.
Şiddet, son zamanların en önemli konularından birisi. Ekip olarak pek çok farkedilmişlik biriktiriyoruz ama zamansızlıktan bunları her zaman sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmamız mümkün olmuyor. Ama bir konu var ki, onu göz ardı etmek imkansız: Toplumdaki şiddetin hızla ve delicesine yükselmesi.
Geçen gün bu şiddetin kaynağı hakkında ilginç bir yorum geldi. Bu yorum sosyolojik ve siyasi bilimler inceleme alanlarından baktığımızda ispat edilemez belki, ama gayet mantıklı bir argüman.
Pek çok Orta Doğu milleti gibi, Türk toplumu da liderinden feyz alan, onun yaptıkları ve söyledikleri ışığında kendi yaşantısını biçimlendiren bir toplumdur. Bunun en basit ispatı, AKP’nin başa gelmesinden sonra dindarlaşan ve kültürel yaşantısını değiştiren insanların azımsanmayacak bir kesimini oluşturmasıdır.
Bu bakış açısına göre, Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli olarak şiddet, baskı ve tehtid üzerinden iletişim kurması Türk toplumundaki şiddetin yükselmesinin önemli bir tetikleyicisidir. Bunun başka ispatı ise, Erdoğan’ın One Minute çıkışıdır. Bu çıkış ile, İsrail’le iyi olan ilişkilerimizi bozduğu gibi, toplumda inanılmaz bir İsrail düşmanlığı baş gösterdi. Bunun dışında, kadınlara karşı şiddetin artması, toplumsal ve kültürel anlayışın düşmesi, mahalle baskısı, Tophane’de galeri basan mahalleliyi haklı çıkarmak, 25T’nin şoförünün ahlak savunucusu olması, bütün bunlar Erdoğan’ın ve AKP’nin baskı, şiddet ve dayatma ile yürüttükleri toplumsal değişimin birer yansımasıdır.
Bu değişim bittiğinde, eğer engel olmazsak, ne tür bir ülkede yaşayacağımızı tahmin bile edemiyorum. Geldiğimiz noktada, kadınlara tecavüz etmek normal bir şey olacak, dekolte giyenler görüldükleri yerde, haklı gerekçelerle, tecavüze uğrayacaklar, içki içenler mahalle tarafından, haklı nedenlerle, linç edilecekler. Camiye gitmeyenlerin evi basılacak. Beğenilmeyen tüm heykeller yıkılacak…
Kısaca, demokrasi bir araçtır, gerektiği yerde ineriz. Bu araç Taliban’a gidiyor, inecek yok mu? Demokrasi 25T’dir.
Text
Bugün çok şaşırdım.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay galerilere yapılan saldırıyla ilgili basın açıklamasında şu cümleleri de zikretmiş: “Hiç kimsenin Anadolu’nun bir kasabasında yaşadığı hayat tarzını İstanbul’a dayatmaya hakkı yoktur, aynı şekilde hiç kimsenin de insanların yaşam tarzını, örfünü mahkum etmeye hakkı yoktur. Birbirimize tahammül etmeyi öğrenmeliyiz.”
Ben, devletten ve AKP’li herhangi birinden bunun tam tersini, hatta yapılanları bir noktada haklı çıkaracak bir yaklaşımla “bu üç beş çapulsuzun işidir, kapatalım gitsin” diyecekler diye düşünürken, benim beklediğimin tam tersini yaptılar. Ama başbakan Tayyip Erdoğan beni şaşırtmadı mesela. O tam olarak benim beklediğimi söyledi.
Ayrıca: “Basın açıklaması yapan arkadaşlarımız mahallenin bu olayların arkasında olmadığını ifade etti ancak saldırı sırasında mahalle halkının seyirci kalmasına üzüldüğümü ifade etmeliyim. Mahalleli olaylara seyirci kalmamalıydı. Buradaki işyerleri bu mahalleye emanettir.” diyerek de beni benden almıştır.
Kız çocuğunu abisine emanet ederler ya hani; işte öyle bir şey.
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?