her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
Bugün öğlen saatleri itibariyle Ertuğrul Özkök, Hürriyet gazetesindeki Genel Yayın Yönetmenliği görevinden ayrılmış bulunuyor. Artık günlük yazarlığa devam edecek…
Yazılarının hepsini sevmem aslında, ama Türkiye’de gazeteciliğin son 20 yılında özellikle genel yayın yönetmenliği sırasında seyrini değiştirmiş bir isimdi. Gazetede yarattığı popülist tavır bile kimsenin yapamayacağı bilinç ve ustalıkla yapabilmişti, yazdığı en saçma, en iddialı, en megaloman, en “bu ne ulan şimdi”, en “helal gene geçirmiş”… yazılarının alt metninde her zaman daha farklı şeyleri anlatan, belagati iyi bilen bir gazetecidir Ertuğrul Özkök.
Son dönemin en yıpratılan adamlarından birisi olmasının yanında, bunu hak etti mi etmedi mi tartışmaları da yapılabilir. Benim asıl söylemek istediğim; bundan sonra neler olacak? Asıl önemlisi bu!
yazıyı onun gibi bitirmek gerekirse; “GELİN İTİRAF EDELİM” arada tiksinenlerimiz bile olacaktır kendisinden, ama mutlaka okuyup, hak verdiğiniz bir adamdı ve frak etmek gerekiyor ki, popülizmi uygularken, en pespaye haberleri bile manşete taşıtırken aslında Türkiye’de farklı bir gündem yaratmayı hiç sektirmeden becerebiliyordu!
Text
Son haftalarda herkes, Ercan Saatçi ve onun Hürriyet gazetesindeki konumuna dair yorumlar yapıyor. Arada sırada, konunun uzmanıymış gibi birbirlerine soruyorlar, sence gönderilmeli mi kalmalı mı? özkök’ün kızından gerçekten boşandı mı yoksa boşanmadı mı… efendim o iki yıl önceki küfürlü görüntülerden sonra hâlâ orada durması rezaletin daniskası mı değil mi?… diye.
tartıştığımız mesele aslında incirin çekirdeğini dolduramayacak şeylerden ibaret; boşanmadığı, hak etmediği, istifa etmesi…
Çünkü Türkiye’deki gazetelerde herkes hak ettiği konumda-yerlerde çalışıyor ve hak etmeden kimsenin bir köşesi, mevkii makamı olmuyor! Herkes alanında en yetkin ve uzman isimler ve köşeler de ona göre seçiliyor. Çünkü bütün köşe yazarlarımız, objektif, tahrik edici açıklamalar yapmayan, kalemi kuvvetli, dili terbiyeli, kariyeri analarının ak sütü gibi temiz insanlar… ve eminim bundan sonra da böyle olacak(!)
Aslına bakılırsa, Ercan Saatçi’nin Hürriyet’te önce spor yazarlığı, ardından spor koordinatörlüğü yapmasını sağlayan şey Ertuğrul Özkök ve onunla olan akrabalığı değildir. (en azından %100 sebep değildir)
Biraz hatırlayacak olursak, 90’lı yıllarda televizyonlar derbi maçlarından önce veya sonra, tuttuğu takımı bağıra bağıra söyleyen şarkıcılardan geçilmiyordu. Bugün Alişan, Tarkan, Doğuş, Kenan Doğulu, Kayahan… gibi isimlerin tuttuğu takımı hayatımızdaki birçok önemli meseleden daha iyi biliyoruz. Yine aynı dönemde, en çok magazin programına tuttuğu takımı söyleyen ve o ay çıkan albümü ilk ona giren herkes köşe yazarlığı yapıyordu spor gazetelerinde…
Coşkun Sabah ve BBG Evi’nden 05 Edi bunun en trajik örnekleri olsa gerek, (hattâ Edi örneğinden sonra başkasını saymamak gerek.) Hasılı kelam, Ercan Saatçi’ye gelene kadar daha nicelerinin tuttuğu köşelerin sorgulanması gerekir, en azından Ercan Saatçi’nin yazdığı yazılarda feyz alacağı bir akrabası vardı…
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?