her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder.

6th February 2010

Text

Memleketin geldiği hale bak!

Birisi bir telefon görüşmesi esnasında konuşanlardan birisinin yanında bulunan bir hastaya ‘geçmiş olsun’ dileklerini ilettiği için ana haberlerde günün konusu oluyor.

Geçmiş olsun!

Böylesi insani, böylesi medeni, böylesi güzel bir hareketi yapan insan kıyasıya eleştirilebiliyor. ‘Çivisi çıkmış arkadaş!’ derler ya rakı masalarında… çivi ne ki?

Türkiye’nin politik ve resmi yapısı tekrar yapılanıyor; Türkiye’de bazı şeyler değişiyor, gelişiyor; Türkiye ‘muasır medeniyetler’ seviyesine ulaşıyor, diyorduk. Açılım, açılalım diyorduk. Demokraaasi diyorduk. Bu ülke yol geçen hanı değil, diyorduk. Askerlik yan yatıp yatma yeri değildir, diyorduk. Yaraları saralım, herkes birbirini sevsin, analar ağlamasın, diyorduk.

Demek ki, demekle olmuyormuş bazı şeyler. Arınç’ın her taşın altından çıkması da artık Kamer Genç’in zamanında yarattığı mizahi etkiyi yaratmıyor. Süikast iddiaları hayatında yeni bir çığır açtı adamın. Muharrem Menderes‘ten daha ünlü hissediyor kendisini.


lifeproof

Tags geçmiş olsundeniz baykalbülent arınçakpbu ülke yol geçen hanı değilpolitikacübbeli ahmet hocakamer gençmercansana değil kardeşinemuharrem menderesaçılımdemokratik açılım

3rd February 2010

Text

Bu ülke kimin?

Gün geçmiyor ki sayın başbakan bir zümreye, topluluğa, sendikaya, partiye doğru haykırıp: bu ülke yol geçen hanı değil! diyerek ünlemesin. Gün geçmiyor ki sayın başbakan bu kişilere doğru seslenip: sizi aklı selime davet ediyorum. diye çağrı yapmasın.

Peki, bu ülke yol geçen hanı değilse, bu ülkede herkes her istediğini yapamazsa, bu ülkede ‘hukuk hüküm sürüyorsa’, bu ülkede demokrasi varsa ve kimse hiçbir istediğini yapamıyorsa ve sadece başbakanın ve onun partisinin sözü geçiyorsa… hatta bu sözün geçmesi için gerekirse mecliste kavga çıkarıp insan yumrukluyorsa… bu ne menem bir ülkedir çözemedim.

Görünen o ki, bu ülkenin sahibi belli oldu ki artık. Bu ülke bizim değil, bu ülke onların.

Onlar: her şeyi olumlayan, hiçbir şeye karışmayan, statükodan, güçlüden, otoriteden ve yönetenden yana olanlar, ‘bir şey yapılıyorsa bir bildikleri vardır’cılar…. bir bildikleri var, evet. Ve bilmemekte ısrar edenler.

Biraz sert çıktım galiba. Neyse, bu ülke yol geçen hanı değil! Ona göre hareket edin, yoksa köşe başında polis durdurur. Ergenekon’dan tutuklanırsınız. Sürünürsünüz. Grev yaparken işinizden kovulursunuz. Telefonunuz dinlenir. Yutub’unuz kapatılır. Aman, ses etmeyin siz daha.

Zaten, edecek bir sesiniz de kalmayacak yakında.


lifeproof

Tags Yasakbu ülke yol geçen hanı değilaklıselimstatükoAKPTayyip Erdoğanyasakçı zihniyetsözde demokrasiergenekondemokrasidemokratik açılım

4th January 2010

Text

Polis asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli olmalıdır.

M. K. Atatürk

Bugün yolda yürürken polisimizin artık rutin hale getirmiş olduğu kimlik kontrollerinden birine denk geldim. Bu İstanbul’da sık sık başımıza gelen bir şey.

En fazla 23-24 yaşındaki bu polis memuru arkadaşlara bir yabancı ülke kimliği uzattığımda şu diyalogla karşılaştım.

1. memur: Bu nerenin kimliği?

lifeproof: X ülke.

2. memur: Sen nasıl Türkçe konuşuyorsun o zaman?

lifeproof: ???

1. memur: Belki burada doğmuştur. (kimlik kartını geri uzatır.)

2. memur: Kaç senedir Türkiye’desin sen?

lifeproof: ???

1. memur: Belki Türktür ama orada yaşıyordur.

2. memur: Türkçe konuşuyor ama…

lifeproof: Belki sadece oranın vatandaşıdır. Size iyi günler…

Basit bir kimlik kontrolünde bile—bu kadar basit bir hamleyle—bu kadar kimlik bunalımına girecekse, biz bu polise nasıl güveneceğiz? Hele ki Demokratik Açılım gibi kimlik siyasetinin orta yerinde!


lifeproof

Tags türk polisigbtkimlik kontrolütürkçedemokratik açılım

16th December 2009

Text

Zaman değişti artık, işler eskisi gibi yürümüyor. Bu tarz sözlerin edildiğini hep duyarız: kimi zaman televizyonda, kimi zaman okuduğunuz (!) bir romanda, kimi zaman babanız dedenize söyler, kimi zaman siz babanıza belki de şimdilerde kızınız size söylüyor bu cümleyi.

Hatta, bizimle aynı topraklarda yaşamış olan Herakleitos bu konuda ilk ciddi düşünce sistemini ortaya koydu: değişmeyen tek şey değişimin kendisidir! Peki o zaman nedir bu insanlardaki değişime karşı koyma güdüsü?

(Kavramın genel anlamıyla) milliyetçilik akımı endüstri çağına ait olan bir kavram. Şu sıralarda sancılı bir şekilde endüstri sonrası çağın sistematiğini kurmak için çeşitli jeopolitik ve ekonomik açılımları yapılmaya çalışılıyor. Bunu algılayamayan veya algılamak istemeyen bazı oluşumlar, gruplar ve cemaatler de dirayetle bunlara karşı çıkıyorlar. Dahası bu karşı çıkanların bir kısmı (örn: CHP) yıllarca bu gibi değişimlerin bayraktarlığını yapmışlardı.

Bu değişimlerin zaruri ve mecburi olduklarını göremeyen veya görmek istemeyen bu güçler işleri iyice arapsaçına çeviriyorlar ve ülkeyi neredeyse bir iç savaş ortamına sürüklüyorlar.

Bu tarz hareketleri yapanların ülkenin ve bölgenin yeni oluşacak dünya düzeninin merkezi ve kaynağı olacağını anlamaları gerek. Bu yeni oluşacak sistematik bölge halklarını ve bölgedeki diğer ülkeleri ekonomik ve politik olarak rahatlacak. Şu anda öne sürdükleri bütün şikayet ve sıkıntıların sonu olacak.

Kısaca, bölgede yapılmaya çalışılan değişim ne kadar çabuk ve sağlıklı bir şekilde uygulanırsa Türkiye’nin ve Türk vatandaşlarının dünya üzerindeki ağırlıkları birkaç kat artacak. Fakat, biz bu eziklik ve oyunbozanlık çerçevesinde hareket ettiğimiz sürece işler sadece daha kötüye gidecek.

Ama bunu anlamayan veya anlamak istemeyen güçler sizleri bu oyuna alet ederek sizin istikbalinizle oynuyorlar. Siz de eğer fakirlik ve eziklik içerisinde yaşamaktan sıkılmadıysanız aynen bu şekilde devam edin.

500 liraya tenezzül edip ona buna silah çekin. Ezel izleyin, Kurtlar Vadisi modasını takip edin. Fason takım elbiselerle kenar mahalle dayısı olun. Alemin kralı olmak dururken.

Ah, Herakleitos senden bin yıllarca ilerideyiz ama senin kadar ileri görüşlü olamıyoruz.


lifeproof

Tags CHPDemokratik açılımHerakleitosOrta DoğuTürkiyedeğişimekonomijeopolitikamilliyetçilikEzelKurtlar Vadisi

12th December 2009

Text

DTP kapatıldı.

Geçen yaz AKP kapatılma tehlikesiyle karşı karşıyayken demokrasiye sahip çıkanlar kışın bu soğuk günlerinde içimizi ısıtan molotof kokteyllerinden etkilenmiş olacaklar ki demokrasiyi sahiplenmek için o kadar yoğun mesai vermediler.

Anayasa Mahkemesi Batasuna Davası‘nı iyi etüd ederek ve kendi davalarında kullanabilecekleri emsalleri iyi belirlemiş gibi görünüyorlar. Demokrasiyi tam olarak algılayamamış bir ülke olarak ABD’nin bu kapatmaya pek itirazı olduğunu ve olacağını sanmıyorum, fakat AB’den bu kapatmaya dair tepkiler Pazartesiyi beklemeden ortaya çıkmaya başladılar bile.

Mahkeme üyelerinin bu kapatma davasını görüşürken ne gibi bir politika ve strateji belirlediğini ve açılıma dair bu davayı nasıl konumlandırdıklarını henüz anlamayı başarmış değilim. Galiba, bunu anlamamız da pek mümkün olmayacak..

Yalnız bu kapatma kararının Demokratik Açılım’ı, AB ile ilişkileri ve Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleşme sürecini olumsuz etkileyeceği ve hatta zaten gerginleşmiş olan etnik grupların daha da sert tepkiler göstermesine neden olarak ufak çaplı bir iç savaşa gidilmesine neden olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Bu kapatma kararı, Kürt siyasi çevrelerinin ve ideolojik aktörlerin eline vurulan bir öğretmen cetveli gibiydi. Devlet baba der ki: bu açılımı ya benim kurallarıma göre oynarsın ya da topumu alır giderim. Hiç oynayamazsın.

Bu noktada bu yapılana ‘açılım’ demek dilbilimsel olarak ne kadar mümkün olur? Orasını da varın siz düşünün gari.


lifeproof

Tags DTPAKPmolotof kokteyliBatasunaBatasuna DavasıDemokratik AçılımABTürkiyedevlet babadevletKürt açılımıKürt

24th August 2009

Text

Toprak Reformu ve Din Reformu: Kurtler ve Dinciler

Açıkça söylemek gerekirse bu sorunun başlangıcını cumhuriyetin kuruluş yıllarında aramak gerekir diye düşünüyorum.

Çünkü bugün Deniz Baykal’ın da belirtmiş olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşların hepsinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmalarından ötürü Türk oldukları önkoşulu üzerine kurulmuştur ve diğer bütün etnik katmanlar bu milli kimlik altında toplanmışlardır. Bunu şu şekilde de düşünebilirsiniz: Türk olmak tıpkı Müslüman olmak gibi bir ön kabul gerektirir. Nasıl ki bir Müslüman bunun için Allah’ın ve Peygamberliğin bir olduğuna tanıklık etmesi gerekir; bir kişinin de Türk Vatandaşı olması için kendisinin Türk olduğunu kabul etmesi gerekir. Yani, Türküm demek Türk olmak için yeterlidir.

Fakat, bu oluşum sürecinde dindar kesim ve Kürt etnik kesiminin bu oluşan cumhuriyet yapısına katılımları sağlanamamıştır. Bugün baktığınız zaman da kurulu devlet düzeni ile en çok bu iki kesimin sorunları var ve en çok bu iki kesim kurulu devlet düzeninin varlığına karşı gelmektedirler.

Çünkü dindar kesim Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ve de Halifeliğin Kaldırılması ile yaşam stillerinden ve inanç özgürlüklerinden edilmiş oldular.

Aynı şekilde, Kürtler de cumhuriyetin onlara vaad ettiği toprak reformunun gerçekleşmemesi yüzünden kendi toprağının sahibi olma ve toprak ağalığının tahakkümünden kurtulma hayallerine kavuşamamıştır.

Bu minvalde baktığınızda Kürtlerin ve dindar kesimin devlete karşı olması cumhuriyetin kuruluş aşamasında bu iki kesimin gereksinimlerinin ve beklentilerinin karşılanmamış olmasından gelir.

Kısaca söylemek gerekirse, bu kesimler cumhuriyet kurulurken belki imkansızlıklardan ötürü göz ardı edilmiş ve diğerleri kadar cumhuriyetin birleştirici yapısı altında toplanmaları sağlanamamıştır. Bu sebeplerden ötürü bu iki kesimin bilinçlerinin derinlerinde Türkiye Cumhuriyeti ile olan sorunlarının çözümlenmesi sorunun geri kalanının çözümünde hızlandırıcı etken olacaktır gibi geliyor.


lifeproof

Tags Kürt açılımıdemokratik açılımkürtlertürklerdintoprak reformudin reformuTürkiye CumhuriyetiTürk vatandaşı

© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?