her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
Kim ne derse desin, şu memlekette Hıncal Uluç ve Ertuğrul Özkök olmak o kadar da kolay değil, birilerinin bunu fark etmesi gerekiyor ki, bunu fark etmesi gerekenler biz değil Özkök veya Uluç olmaya soyunan düşük kalibreli gazeteciler/köşe yazarları…
Biri Galatasaraylı, biri Fenerbahçeli. Birisi GS ne yaparsa yapsın beğenmeyip eleştiren, diğeri Türk solu/Türk solcusu ne derse desin, kendini ne kadar yenilerse yenilesin “Elveda Başkaldırı” sloganını atarak bu işlerden el etek çektiğini ve birilerinin daha çekmesi gerektiğini beyan etmiş. İkisine de Türkiye’nin önemli bir çoğunluğu her gün bir kamyon küfür sallıyor, ikisinin de sevmeyeni seveniyle aynı oranda. Birisi senenin başında ayrıldığı genel yayın yönetmenliğini tam 20 yıl başarıyla yürüttü, diğeri birkaç kere sahibi değişmesine rağmen Sabah gazetesini asla bırakmadı, genel yayın yönetmenliğine soyunmadı, milyon dolarlık transfer ücretlerine aldanıp, yıllarca yazdığı gazeteden ayrılıp üç gün sonra küfürler etmedi…
Şimdi bu Özkök ve Uluç övgüsünün (birilerine göre yalakalığının) sebebi nedir diye soracaksınız elbette. Durum basit, hasbel kader yer aldıkları aynı veya benzer gazetelerde tuttukları köşelerde Uluç veya Özkök olmaya soyunan yazarımsılara baktığınız zaman neyi kast ettiğimi anlarsınız.
Mevsim değişir değişmez, hemen “şu albümü dinleyin, dün günaydaydım buna bayıldım,” yazıları… Bodrum’da sevgilisiyle beraber görüntülenmesi, bu vakte kadar tek kelime yazmamışken birden Bursaspor’un şampiyonluğuna ne kadar sevindiği, Galatasaray’ın ne kadar fukara bir takım olduğunu gördüğü, Fenerbahçe’nin ne kadar nefret edilesi bir takım olduğu yazılarının hemen ardından Dürnya Kupası üzerine ahkam kesmesi ve bir yerlerden okuduğu Ömer Üründül’ün sıkıcı yorumu, ruhsuz analizleri meseleleri… Bir filme gider gitmez oradaki oyuncunun ne kadar geleceğin starı olduğunu söylemesi denemeleri… Bu liste uzar gider arkadaş, nerede ne içtiklerini de yazarlar, hangi gazinoda kimi keşfettiklerini de, hangi turistik tatil mekanında kimlerle takıldıkları da haber olur, orada keşfettikleri genç starlar da köşelerinde arz-ı endam eder! Ama kaçırdıkları bir şey var, Özkök de Uluç da bunu yaparken, bunlardan çok dinledikleri nitelikli albümlerden bahsederler, klasik müzik- caz-pop ayırmıyorum, gerçekten nitelikil olanlardan daha sık bahsederler. Gittikleri konserleri anlatırlar ve bunların büyük çoğunluğu uluslararası festivaldir, sabun köpüğü filmler kadar gerçekten arşive konacak filmleri salık verirler, ama en önemlisi ikisi de her gün bir şeyler okur ve mutlaka haftada bir “okudukları bir kitap” üzerine yazarlar. Hiç olmazsa yazdıkları yazının hareket noktası o kitap olur, başka bir olayı yazarken okudukları kitaptan alıntı veya okudukları kitaba gönderme yaparlar, okurlarına veya okumazlarına kitap tavsiye ederler…
Özkök’un veya Uluç’un yazılarının tasnifini yaptığımız zaman, diğerlerinin niteliksiz veya haber bültenlerinden yola çıkarak yazdıkları yazıdan fazla okudukları kitaptan hareketle yazdıkları yazı vardır! Dolayısıyla Özkök veya Uluç olmak ne yazık ki kolay değildir. O kadar küfür işitip, onlara kulak asmadan işi aynı başarıyla devam ettirmek de kolay değildir, o kadar aleni küfre / hakarete rağmen hiç umursamadan, seviyeyi düşürmeden muhattap almadan devam etmek hiç kolay değildir… Onlar kadar şarap içmek çocuk oyuncağı ama, o kadar kitap okumak Uluç-Özkök adayları için epey zor bir meziyettir! Bitti.
Text
1987 doğumlu yeni pop-idollerinden Ke$ha (wiki) hakkında konuşmadan önce biraz ön araştırma yapayım dedim ve öğrendim ki bu kızcağız, şu sıralar beynimize ve gözlerimize kazınmaya çalışılan TiK-ToK‘tan önce de varmış. 2007’den beri müzik dünyasında yer alan bu kızcağızımız Britney Spears’a vokal yapmış, Katy Perry’nin I Kissed a Girl klibinde oynamış ve The Veronicas grubunun This Love şarkısını yazmış. Ayrıca, kendisiyle aynı kepazelikte varlık gösteren rapçi Flo Rida ile Right Round isimli şarkıda düet yapmış.
Ben bu kızı ilk gördüğüm gün: işte bize hipster kültürünü dayamaya başlıyorlar, bu kız da tepemize çıkar, demiştim. Geçen hafta Sabah‘ın Türkiye The New York Times‘ında hakkında Rap’in Çehresini ve Sesini Değiştiren Kadın başlığıyla tam sayfa inceleme yazısı çıktı. Yazıda kızın yaptığı tarz için ‘elektro-pop rap’ tabiri kullanıldı.
Yazıdan bir bölümde ise: Beyaz kadın şarkıcılar ile hip-hop arasında hep bir mesafe vardı, ama Ke$ha bu durumu değiştiriyor. Dr. Luke olarak da bilinen ve yapımcısı olduğu “Animal” albümünde Ke$ha’nın tarzına damgasını vuran Lukasz Gootwald, “Şu anda onun gibi konuşkan bir rap yapan sarışın beyaz kadın şarkıcı yok. Siyahlara öykünen beyaz rapçiler çok yavan ve sıkıcı” diyor.
Bu beyaz kız, hipster kültürünün edimleriyle, sarı saçlarıyla, gençliğiyle ve ‘elektro-pop rap’ tarzıyla—üzerine Lady Gaga‘nın estirdiği rüzgara açtığı yelkeniyle önümüzdeki on yılın belirleyicisi olacak. Bu noktadan feyz alın çünkü on sene sonra dinleyeceğiniz müziğin ve göreceğiniz pop-idollerinin prototipleri Ke$ha ve Lady Gaga.
Text
Her gün televizlonlardaki sabah haberlerinde, günlük gazetelerin manşetlerine bir bakılır bilirsiniz…
Ben de aynı haltı yedim bugün, malum 10 Kasım dolayısıyla kim ne yapmış diyerek biraz alt metin kurcaladım üstünkörü, oldukça eğlenceli ve enteresandı.
Sırasıyla yazıyorum manşetleri…
Yeni Şafak: Türkiye O’nu Anıyor (adeta ananlar arasında olmadıklarını beyan etmişler; sol üst köşede ve konuyla ilgili diğer haber ve açıklamalar gazete tarihinin en küçük puntolarıyla birlikte, detaylar 11. sayfada…)
Milliyet: Saygıyla Anıyoruz (az önceki, 3. tekil şahıs, burada 1. çoğula evrilmiş ve gazetenin klasikleşmiş 10 Kasım manşetinden sonra, Türkiye’nin klasikleşmiş Atatürk evrak-ı metrukecisi Can Dündar’ın güne özel bir arşiv çalışmasıyla iç sayfalara yönlendiriyor okuru…)
Hürriyet: Bu kalp seni unutur mu (ülkemizin en popülist yayın organı olan Hürriyet, kendine yakışan ve yaratıcılığın zirvesi olan manşetini, son günlerin en çok izlenen dizisinden ve bir dönemin hit şarkısından almış, Atatürk’ü milletçe unutmadığımızı beyan etmiş…)
Taraf: —- (Atatürk mü ölmüş, yahu 71 yıl oldu be hâlâ üzerinde durmaya gerek var mı? Yuvarlak bir tarihte gerekeni yaparız…)
Birgün: —- (Güncel değil, daha demokrakit meseleler üzerinde yoğunlaşmamız gerek…)
Zaman: Türkiye Ölümünün 71. Yıldönümünde Atatürk’ü Anıyor (Sağ üst köşede, bir Atatürk illüstrasyonu ile verilen haber iç sayfalara geçmiyor, yazının diline bakıldığında ise Zaman adeta başka bir ülkenin gazetesiymiş ambiyansı veriyor, Yeni Şafak’la paralellik istikrarı sağlamış)
Türkiye: Atatürk’ü ölümünün 71 yıldönümünde şükrahla ve hasretle ANIYORUZ (iç sayfalarda başka bir haber yok, sür manşet geleneğini yerine getirmiş herhangi başka bir açıklama da yok. ANIYORUZ’daki coşku ise şaşırtıcı geliyor…)
Bizim Gazete (Gazeteciler Cemiyeti Gazetesi): Atatürk’ü ölümünün 71. yılında anıyoruz. (Klasik ve cemiyet üyelerinin görüşleri var, fazlasını beklemek yanlış olacaktır.)
Haber Türk: Aramızdan ayrılışının 71. yılında minnetle anıyoruz… (1. sayfaya tam sayfa Atatürk fotoğrafı ile, Atatürk sticker’ı hediyeli Haber Türk, Hürriyet’in yolundan emin adımlarla ilerliyor, popülizmse popülizm, Ata’ya saygıysa saygı, sevgiyse sevgi…)
Posta: Ölümsüz Atatürk (kıraathane, berber ve er-erbaş gazetesi Posta haberciliğiyle olsun, sayfa düzeniyle olsun sözkonusu popülizmin en başarılı örneğidir, bugün de kendilerinden bekleneni yerine getirmiş. Uzun cümleye gerek duymadan, hitap ettiği kesimde soru işaretlerine sebep olmadan net ifadeyle, Atatürk’ün ölmediğini, yüreğimizde yaşadığını, uygarlık savaşında bayrağı onun taşıdığını, her gücü onun aştığını beyan etmişler. Helal olsun…)
Referans: Hiç bitmeyecek sevgimiz (ilk sayfadaki, Anıtkabir fotoğrafının üstüne gazetenin türüne yakışır bir şekilde ekonomik bir mesajla Atatürk’e olan saygı ve sevgileri dile getirmişler, hiç bitmeyecek sevgimiz ifadesi adeta bir şarkı sözü gibi geliyor kulağa, ekonomik bir popülizm örneğini vermişler, tebrikler…)
Radikal: Ölümünün 71 yılında SAYGIYLA ANIYORUZ (Radikal gazetesinin ilk günlerindeki reklamlarını hatırlayanlar bilirler ki Atatürk’ü de bir radikal olarak adlandırmışlardı ve epey de cayırtı kopmuştu. Önemli günler ve haftalarda Atatürk’e olan sevgisini belirtmekten geri kalmayan Radikal gazetesi, yine bunun güzel bir örneğini vermiş (!) yeni aydın kesimin, genç aydın neslinin gazetesi Radikal’deki vurgudaki coşku ise madinar, ama sandığınızın aksine iç sayfalarda haber detayı yok… BAğırıp bırakmışlar, tıpkı diğer meselelere de değinip bıraktıkları gibi…)
Cumhuriyet: EMANETE SAHİP ÇIKIYOR MUYUZ? (Atatürk’ün gazetesi, bilinciyle hareket eden Cumhuriyet tam sayfa içimize işleyen meşhur bakışlarıyla Atatürk portresinin hemen altına yazmış bu manşeti. İç sayfalara gönderme yapmalarına gerek yok, günün en bilinçli gazetesi onlar (!))
Akşam: 71. yılında 71 milyonun kalbindesin, her geçen gün artan özlem ve minnetle (sayısal orantıyla Serdar Turgut yaratıcılığının mükkemmel birlikteliği demek yeter de artar bile.)
Vatan: 1930’dan 2009’a (Başlık yanıltabilir ama sözkonusu tarih, Aattürk’ün 30’da yaptığı konuşmaya gönderme yapıyor. Güngör Mengi, Zülfü Livaneli, Reha Muhtar, Oktay Gönensin, Mustafa Mutlu gibi yazarların güne özel yazıları ile adeta çıkartma yapmışlar ve 16. sayfada haber detaylarına gönderme bulunan sayfada 71. ölüm yıldönümünde Büyük Önder’i minnetle andıklarını beyan etmişler. Günü en ciddiye alan yayın organı Vatan seçilebilir. Gazetedeki hareketliliği yansıtıyor sanırım…)
Star: Türk ve Kürdün Kaderi Bir -71. yılda fikirleriyle anıyoruz- (Star gazetesi Demokratik açılım rüzgarının etkilerini 10. Kasım’da da devam ettirmiş…)
Sabah: Kalbimizdesin (Her ne kadar Çalık Holding’in satın almasından sonra yayın çizgisi epey değişse de eski tavrını kimi zamanlarda koruma ihtiyacı duyan Sabah, bu önemli günde fırsatı kaçırmamış.)
Vakit: Atatürk 71. yılında anılıyor (sayfanın en altında aralara sıkışmış haber, 11. sayfada detaylandırılmış diyeceğim ama orada da aynı şekilde araya sıkışmış, varla yok arası. Keşke hiç koymasaydınız da en az Taraf kadar tutarlı davransaydınız diyesi geliyor insanın.)
Sırasıyla başlık-manşet-sürmanşetlerini verdiğim gazetelerin genel tavrı elbette Atatürk’ün ölümünün 71. yılında da çok değişmeyecektir. Kısmen yorumlarla aldığım başlıklarda gazetelerin genel tavrı da açıkça ortaya çıkıyor. Yoksa ele almak istediğim Atatürk’ün ölüm yıldönümünde niye Atatürk’ü yazmadınız veya niye yazdınız değil. Aynı konuya farklı üsluplarla bakış açıları üzerinden medyamızın diğer hadiselerdeki tutumunu da sergileyebilir kanaatimce.
Hepsi bir kenara, benim asıl dikkatimi çeken ise elbette Cumhuriyet gazesetinin manşeti…
Daha önce, Tehlike’nin Farkında mısınız? diye reklam da veren Cumhuriyet, geçtiğimiz ay 29. Ekim’de tam sayfa kare bulmaca şeklinde hazırladığı sayfaya “Neyi Kutladığınızı biliyor musunuz?” şeklinde bir manşet atmıştı, bugünkü manşeti de “Emanete Sahip Çıkıyor musunuz?” şeklinde olunca bir durup düşünüyor insan.
Sorgulama mı, tahakküm altına alma mı, silkin ve kendine gel mi, yoksa adetâ askerî bir üslup mu diye çeşitli yorumlar geliyor insanın aklına.
Özetle, biz farkındayız “sokaktaki adam”, sen de farkına varacak mısın, emanete sahip çıkacak mısın, kutladığın şey o bildiğin şey değil…
Maksat yargılamak değil, üslubun “baskıcı” tarafını söylemek… Ama baktığımızda hepsinde bir şeyler gizli…
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?