her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
DTP kapatıldı.
Geçen yaz AKP kapatılma tehlikesiyle karşı karşıyayken demokrasiye sahip çıkanlar kışın bu soğuk günlerinde içimizi ısıtan molotof kokteyllerinden etkilenmiş olacaklar ki demokrasiyi sahiplenmek için o kadar yoğun mesai vermediler.
Anayasa Mahkemesi Batasuna Davası‘nı iyi etüd ederek ve kendi davalarında kullanabilecekleri emsalleri iyi belirlemiş gibi görünüyorlar. Demokrasiyi tam olarak algılayamamış bir ülke olarak ABD’nin bu kapatmaya pek itirazı olduğunu ve olacağını sanmıyorum, fakat AB’den bu kapatmaya dair tepkiler Pazartesiyi beklemeden ortaya çıkmaya başladılar bile.
Mahkeme üyelerinin bu kapatma davasını görüşürken ne gibi bir politika ve strateji belirlediğini ve açılıma dair bu davayı nasıl konumlandırdıklarını henüz anlamayı başarmış değilim. Galiba, bunu anlamamız da pek mümkün olmayacak..
Yalnız bu kapatma kararının Demokratik Açılım’ı, AB ile ilişkileri ve Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleşme sürecini olumsuz etkileyeceği ve hatta zaten gerginleşmiş olan etnik grupların daha da sert tepkiler göstermesine neden olarak ufak çaplı bir iç savaşa gidilmesine neden olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Bu kapatma kararı, Kürt siyasi çevrelerinin ve ideolojik aktörlerin eline vurulan bir öğretmen cetveli gibiydi. Devlet baba der ki: bu açılımı ya benim kurallarıma göre oynarsın ya da topumu alır giderim. Hiç oynayamazsın.
Bu noktada bu yapılana ‘açılım’ demek dilbilimsel olarak ne kadar mümkün olur? Orasını da varın siz düşünün gari.
Text
Hazır geçen gün ayak mefhumundan (burada ve burada) bu kadar bahsetmişken asıl bahsetmek istediğim daha önemli ve manidar olan bir konuya gelelim.
Protezto: Bir protesto biçimi olarak protez bacak fırlatmak.
Geçenlerde Kürt Açılımı çerçevesinde dağdan inen PKK’lılar için yapılan şölensi karşılamalardan rahatsız olan şehit aileleri ve gaziler tepkilerini ortaya koydular. Gazilerden bazıları madalyalarını iade edeceklerini söylerken aniden önümde beliren bir görüntü halen aklımdan çıkmış değil.
Bir gazi devlete karşı veryansın ederken: ‘Ben bu bacağı bunun için mi kaybettim?’ diye haykırarak protez bacağını çıkarıp fırlattı.
Bu incelenmesi gereken bir protesto biçimi ve benim üzerimde bıraktığı etkiye de bakacak olursak son derece etkili bir yöntem. Zira, baktığınız zaman kişi kendi vücudunun kaybettiği parçasının yerini tutan protezi (yani, o anda vücudunun bir parçası haline gelmiş bulunan bir şeyi) vücudundan ayırarak bacağını bir kez daha mecazi ve manevi olarak kaybetmiş, hatta kendisi ampute etmiş oluyor.
Yani, bundan daha etkili bir şey olamaz. Düşünsenize bütün gaziler gelip protezlerini meclis binasının önüne bıraktıklarını. Bunun üzerine kimsenin söyleyecek bir söz bulabileceğini sanmıyorum.
Bu konu üzerine söyleyecek söz bulabildiğimde daha detaylı ve derinlemesine yazacağım.
Text
Toprak Reformu ve Din Reformu: Kurtler ve Dinciler
Açıkça söylemek gerekirse bu sorunun başlangıcını cumhuriyetin kuruluş yıllarında aramak gerekir diye düşünüyorum.
Çünkü bugün Deniz Baykal’ın da belirtmiş olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşların hepsinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmalarından ötürü Türk oldukları önkoşulu üzerine kurulmuştur ve diğer bütün etnik katmanlar bu milli kimlik altında toplanmışlardır. Bunu şu şekilde de düşünebilirsiniz: Türk olmak tıpkı Müslüman olmak gibi bir ön kabul gerektirir. Nasıl ki bir Müslüman bunun için Allah’ın ve Peygamberliğin bir olduğuna tanıklık etmesi gerekir; bir kişinin de Türk Vatandaşı olması için kendisinin Türk olduğunu kabul etmesi gerekir. Yani, Türküm demek Türk olmak için yeterlidir.
Fakat, bu oluşum sürecinde dindar kesim ve Kürt etnik kesiminin bu oluşan cumhuriyet yapısına katılımları sağlanamamıştır. Bugün baktığınız zaman da kurulu devlet düzeni ile en çok bu iki kesimin sorunları var ve en çok bu iki kesim kurulu devlet düzeninin varlığına karşı gelmektedirler.
Çünkü dindar kesim Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ve de Halifeliğin Kaldırılması ile yaşam stillerinden ve inanç özgürlüklerinden edilmiş oldular.
Aynı şekilde, Kürtler de cumhuriyetin onlara vaad ettiği toprak reformunun gerçekleşmemesi yüzünden kendi toprağının sahibi olma ve toprak ağalığının tahakkümünden kurtulma hayallerine kavuşamamıştır.
Bu minvalde baktığınızda Kürtlerin ve dindar kesimin devlete karşı olması cumhuriyetin kuruluş aşamasında bu iki kesimin gereksinimlerinin ve beklentilerinin karşılanmamış olmasından gelir.
Kısaca söylemek gerekirse, bu kesimler cumhuriyet kurulurken belki imkansızlıklardan ötürü göz ardı edilmiş ve diğerleri kadar cumhuriyetin birleştirici yapısı altında toplanmaları sağlanamamıştır. Bu sebeplerden ötürü bu iki kesimin bilinçlerinin derinlerinde Türkiye Cumhuriyeti ile olan sorunlarının çözümlenmesi sorunun geri kalanının çözümünde hızlandırıcı etken olacaktır gibi geliyor.
Text
konjonktür
isim Fransızca conjoncture
1 . Geçerli durum. 2 . Her türlü durumun ve şartın ortaya çıkardığı sonuç:
“Seçim konjonktürü böyle ülkelerde bazen pek duygusal, pek yüzeysel faktörlerle değişebilir.”- H. Taner.
açılım
isim
1 . Açılma işi. 2 . Bakış açısı:
“Hüzünlü bir açılım yerine yer yer gülümseten bir anlatımı koydum.”- A. Kutlu. 3 . gök bilimi Sağ açıklık:
“Güneş’in bir yıldaki açılımı -23 derece 27 dakikadan +23 derece 27 dakikaya kadar değişir.”- . 4 . matematik Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
Açılım ve konjontür son günlerde kullanmak ve cümle içerisinde kullanmak zorunda olduğunuz iki kelime. Yukarıda sizler için TDK tanımlarını verdim.
Kürt açılımı: Kürtlerin açılması mıdır yoksa Kürtlere açılma mıdır?
Konjontür: bir tür tür sanırım. Konjonktür gördüğünüz gibi Fransızca’dan gelmektedir, diğer Germen dillerinde (evet, İngilizce’de de) hemen hemen aynı şekilde kullanılmaktadır. Conjuncture.
Daha çok ekonomik ve/veya siyasi durumlarla ilintili olarak kullanılan bir kelime olan konjonktür Türkçemizde kendisini karşılayacak bir kelime olmadığı için olduğu gibi kullanılmakta. İsterseniz ben size bir öneriyle geleyim. Ahval ve şerait, ama bu kelime ikilisi de Arapça’dan dilimize yerleşmişlerdi.
Herneyse, Kürt açılımının bu konjonktürde pek başarılı olacağını sanmıyorum, zira olayı peydah etmekte olanlar ve takibinde olanlar bu gibi kelimelerle halkın zaten karışık olan (ve aslında pek de çalışmayan) kafasını bilmedikleri kelime öbekleriyle daha da karıştırarak bir oldu bittiye getirmektedirler.
Binaenaleyh, bizim de bu konularda biraz bilgimiz var netekim. Bizim dilimizde Fransızca vardı da biz mi kullanmadık…
Korkarım ki, bu konjonktürde yapılacak bir Kürt açılımı pek anlaşılamayacaktır; anlaşılamamış bir Kürt açılımı başı sonu belirsiz birtakım sorunsalların etrafa saçılmasını mecbur kılacaktır. Aman, ortalığı fazla kirletmeyin daha yeni her tarafı demokratikle temizledim.
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?