her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder.

26th October 2011

Text

Haydi gelin biraz sosyal semiyotikçilik oynayalım.

Van’daki acı depremden sonra daha önceki depremlerde göremediğimiz büyüklükte bir dayanışma, özveri, yardımlaşma ve bağış seferberliğine şahit olduk. Kimileri deprem için üzülürken ve canı gönülden yardımcı olmaya çalışırken, kimileri sevindi ve “Allah’ın sopası yok” edebiyatından mavallar okudu.

Bunlar dışında, “her ne kadar Doğu’daki Kürtlerin başına gelmiş olsa da üzülelim bari” minvalinde yaklaşımlar da olmadı değil. Bu yaklaşımı benimseyenlerin bir kısmı yardım kolilerine taş ve benzeri cürufu doldurup göndermiş. Bu hareketin altında ulvi bir anlam olduğuna canı gönülden inanıyorum (!)

Bütün bunların da dışında—en önemli kısmı, sosyal semiyotik oyunumuzu oynayacağımız er—Kızılay’ın Van’daki kardeşlerimizin kan ihtiyacı için başlattığı “kan bağışı” kampanyası! Bugün, Taksim Meydanı’ndaki kan bağışı çadırının önünden geçtim. Çadırın önünde sıra vardı ve herkes Van’daki yaralılar için kan vermek için seferber olmuştu. Bir sürü adam, kan vermek için tüm işini gücünü bırakmış, soğukta sıra bekliyordu. KAN vermek için VAN’daki kardeşlerimize!

Buraya kadar her şey normal, şimdi sosyal semiyotik için anlamlı olan detayı vereyim: Çadırın önünde Mehter Takımı, neslimizin ve ceddimizin önemini vurgulayan bir müzik gösterisi sergiliyordu.

Van’daki kardeşlerimiz için kan bağışı kampanyası düzenlemek çok yüce, çok insanca bir davranış.

Van’daki kardeşlerimiz için KAN bağışı kampanyasının düzenlendiği çadırın önünde Mehter Takımı’nın gösteri yapması ise hiç öyle değil.

ANLAYAMAYANLAR İÇİN (Şair burada diyor ki:) Van’daki kanı bozuklara biraz yüce Türk kanı bağışlayalım ki belki biraz olsun düzelirler.

BRAVO KIZILAY! BRAVO AK PARTİ! BRAVO muhtaç olduğu ezikliği damarlarındaki asil kanda bulan YÜCE “TÜRK” MİLLETİ!

[Bu konuda, Homofobi ile ilgili bir Sosyolojik komedi filmi de var: Bu filmde, Kemal Sunal bir kaza geçiriyor veya vuruluyor ve acilen kana ihtiyaç duyuyor. Eşcinsel—siyaseten doğru tabiri neydi—bir adamın verdiği kan ile Kemal Sunal da eşcinsel oluyor.  Ve olaylar gelişir…]

EDIT: Az önce NTVMSNBC‘de yayınlanan haberde Kızılay Başkanı Ahmet Lütfi Akar şunları demiş:

“Akar, kan merkezinden yaralılar için bin 500 ünite kanın hastanelere gönderildiğini ifade ederek, ”Yaralıların ihtiyaçlarının iki kat fazlası kan miktarı bölgedeki stoklarımızda mevcuttur. Bölgede kan ihtiyacı yoktur” diye konuştu.”

Çadır konusunda bu kadar eksik varken kanın ihtiyaçtan iki kat fazla olması yukarıdaki tezimizi destekliyor: kanınızı değiştirelim ama başınızı sokacak bir damınız olmasın!


lifeproof

Tags Faşizmkan bağışı kampanyasıtürkçülükmilliyetçilikvanvan depremivan yardım kampanyasıvan bağış kampanyasıvan için kan bağışı kampanyasıtaksim meydanıkızılıaykızılaykızılay kan bağışı çadırımehter takımımehter marşısosyal semiyotiksosyal anlambilimhomofobikemal sunalvan'daki kardeşlerimize yüce türk kanı bağışlayalım

18th March 2010

Text

Türkiye’de ırkçılık yok.

Bugün şöyle bir evireyim çevireyim diye elime geçen HaberTürk gazetesinin spor nüshasını kurcalıyordum. Bir Galatasaraylı olduğum için Jo karakolluk oldu manşetine takıldım.

Okumaya başladığımda Jo’nun evde sürekli parti verdiğini, komşularının kendisinden şikayetçi olduklarını ve konuyu Jo’nun velisi kaptan Arda Turan başta olmak üzere Galatasaray Spor Kulübü’ne hatta polise kadar aksettirdiklerini okudum. Burada konumuz Jo’nun ev partilerini övmek veya yermek değil de haberin köşesinde gördüğüm kutuda yazan son cümle. Jo’nun komşuları gazetecilere şikayetlerini dile getirirken şu ifadeyi kullanmışlar:

Cihangir’de dolaşan Afrikalılar’a benzeyen kişiler geliyorlar.

Cihangir’de dolaşan Afrikalılar’a benzeyen kişiler. Bundan daha ırkçı bir cümle kullanılabilir mi? Bunu hepimiz yapıyoruz, farkında olarak veya olmayarak ama bu ifadenin ırkçılık derecesini değiştirmez.

Önce milletçe faşistliğin, ırkçılığın ne olduğu konusunu kavramalıyız. Zira, adam ne yaptığını bilmezse yaptığının yanlış olduğunu da idrak edemez.

Nişantaşı’nda dolaşan tikilere benzeyen kişiler.

Fatih’te dolaşan yobazlara benzeyen kişiler.

Ankara’da dolaşan milletvekillerine benzeyen kişiler.

Dünyada dolaşan insanlara benzeyen kişiler.

Farkettim’de yazan yazarlara benzeyen kişiler.


lifeproof

Tags faşizmırkçılıkCihangirAfrikalılarHaber Türkhabertürkarda turanjogalatasaray

© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?