her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
Kılıçdaroğlu kendi oyuna sahip olamıyorsa bence istifa etsin. CHP’yi tasfiye etsinler.
Aylardır söylüyorum: artık oyun değişti, kurallar değişti. Bu kurallara uymazsanız sizinle daha çook dalga geçerler.
Size üzüldüğümden değil, yıllarca tonla zahmetle oluşturulmuş bir itibarı var partinizin. Bari o kalsın önümüzdeki nesillere.
Zira, daha kendisi oy kullanamayan bir genel başkanın (imam-cemaat ekseni) liderlik yapacağı bir kitle seçim kazanmak bir yana dursun, eşli piştide sayı bile alamaz.
Text
Sonunda Kılıçdaroğlu da sınıra gitti ve mevzilere ziyarette bulundu. Ayakta. Dimdik. Mağrur.
Ama önündeki kum torbalarının ise boyunca yükseltilmiş olduğunu da görmedik sanmasın. Medya görünürlüğü böyle bir şey. Hop birisi çöktü diye hemen eleştiriler (ben dahil), diğeri gidip ayakta durunca ona övgüler düzmeler. Ama boyunca yükseltilmiş kum torbalarını görmezden gelmek.
Medyada verilen mesajlar birinin çökerek, diğerininse dimdik ayakta sınır mevzilerinde poz verdiği üzerine. Ama ikisi de önlerindeki kum torbalarıyla aynı hizadalar. Kimse öyle ‘ben cesurum, göğsümü siper ederim’ benzeri ucuz populist söylemlerle halkı kandırmaya çalışmasın.
Biraz daha ince düşünün. Örneğin poz verirken gazetecilere söyleyin, kum torbalarını çekmesinler.
Text
Şair, bir önceki postunda değişime ayak diremenin anlamsızlığından ve çürümeye başlamış mevcut güç ve menfaat dengelerini bozabileceği korkusuyla güç sahiplerinin değişimi engellemek ve mümkünse hiçbir zaman ortaya çıkmayacak şekilde yok etmek için ellerinden geleni yapmalarının çiğliğinden söz etmeye çalışmış.
Bu tarihin başlangıcından ve belki de ondan bile öncesinden beri bu şekilde işleyen bir dinamik. Biz tarih öncesine herhangi bir kanıt aracılığıyla şahit olamadığımız için bunu asla da bilemeyiz, fakat bu öyle olmadığı anlamına gelmez. (Bilimselliğe ne kadar uzak olduğumuzu anlatan bu mantıktan bir sonraki postta söz edeceğim: ben şahit olmadıysam teori doğru değildir.)
Bu matbaa Osmanlı’dan teğet geçerken Avrupa’da boy boy kitapların basılıp Rönesans ve Reforma gittiği dönemlerde güçleri ellerinden gitmesin diye bu yeniliğe ayak direyen hattatlar ve cehaletten beslenen Şeyhülislam sayesinde bizde yaprak kıpırdamadığında da aynen böyleydi. Askeri modernizasyonun kendilerine olan ihtiyacı ortadan kaldıracak olan Yeniçeri ocağının kaldırdığı kazanların altında da ‘hiç değişmeden bir ömür boyu’ yazıyordu. Cumhuriyet kurulurken, yenilikler bir bir sıralanırken ve birkaç kez denedikten sonra yarım yamalak geçilebilen çok partili (demokrasi) dönemin de bir türlü yerine oturtulamamış olması hep böylesi değişim karşıtları yüzünden olmuştu.
Ve bir kez daha: statükoyu korumak ve ortadaki sorunların çözümsüzlüğü içerisinde varoluşlarına imkan sağlayan uygun atmosferik ve jeopolitik şartları oluşturabilen birçok güç odağı, bu gelişmelerden ve değişen dünya düzeninden rahatsızlar.
Çünkü eğer bu değişiklikler olursa ne milliyetçiliğe ne de sosyal demokrasiye gerek kalmayacak ve onların yerini başka oluşumlar alacak. Zira, şu an kendileri muhafazakar demokrasi adı altında ortaya çıkan yeni olguya bir antitez değiller ve asla olamayacaklar. O yüzden CHP ve MHP’nin tarihteki yerlerini almaları ve yerlerine yeni imaj, kimlik ve ideolojilerle yeni partiler ve yeni oluşumlar gelmeli.
Ve bunların hepsi bir dahaki seçimlere kadar olmalı. Olmalı.
Text
Zaman değişti artık, işler eskisi gibi yürümüyor. Bu tarz sözlerin edildiğini hep duyarız: kimi zaman televizyonda, kimi zaman okuduğunuz (!) bir romanda, kimi zaman babanız dedenize söyler, kimi zaman siz babanıza belki de şimdilerde kızınız size söylüyor bu cümleyi.
Hatta, bizimle aynı topraklarda yaşamış olan Herakleitos bu konuda ilk ciddi düşünce sistemini ortaya koydu: değişmeyen tek şey değişimin kendisidir! Peki o zaman nedir bu insanlardaki değişime karşı koyma güdüsü?
(Kavramın genel anlamıyla) milliyetçilik akımı endüstri çağına ait olan bir kavram. Şu sıralarda sancılı bir şekilde endüstri sonrası çağın sistematiğini kurmak için çeşitli jeopolitik ve ekonomik açılımları yapılmaya çalışılıyor. Bunu algılayamayan veya algılamak istemeyen bazı oluşumlar, gruplar ve cemaatler de dirayetle bunlara karşı çıkıyorlar. Dahası bu karşı çıkanların bir kısmı (örn: CHP) yıllarca bu gibi değişimlerin bayraktarlığını yapmışlardı.
Bu değişimlerin zaruri ve mecburi olduklarını göremeyen veya görmek istemeyen bu güçler işleri iyice arapsaçına çeviriyorlar ve ülkeyi neredeyse bir iç savaş ortamına sürüklüyorlar.
Bu tarz hareketleri yapanların ülkenin ve bölgenin yeni oluşacak dünya düzeninin merkezi ve kaynağı olacağını anlamaları gerek. Bu yeni oluşacak sistematik bölge halklarını ve bölgedeki diğer ülkeleri ekonomik ve politik olarak rahatlacak. Şu anda öne sürdükleri bütün şikayet ve sıkıntıların sonu olacak.
Kısaca, bölgede yapılmaya çalışılan değişim ne kadar çabuk ve sağlıklı bir şekilde uygulanırsa Türkiye’nin ve Türk vatandaşlarının dünya üzerindeki ağırlıkları birkaç kat artacak. Fakat, biz bu eziklik ve oyunbozanlık çerçevesinde hareket ettiğimiz sürece işler sadece daha kötüye gidecek.
Ama bunu anlamayan veya anlamak istemeyen güçler sizleri bu oyuna alet ederek sizin istikbalinizle oynuyorlar. Siz de eğer fakirlik ve eziklik içerisinde yaşamaktan sıkılmadıysanız aynen bu şekilde devam edin.
500 liraya tenezzül edip ona buna silah çekin. Ezel izleyin, Kurtlar Vadisi modasını takip edin. Fason takım elbiselerle kenar mahalle dayısı olun. Alemin kralı olmak dururken.
Ah, Herakleitos senden bin yıllarca ilerideyiz ama senin kadar ileri görüşlü olamıyoruz.
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?