her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
“Zonguldak’tan İstanbul yönüne seyahat eden 673410 sefer sayılı Metro Turizm yolcularının dikkatine! Aracınız harekete hazırdır” gibilerinden bir anons duymayı bekliyorduk, şoförün hemen arkasındaki 1-2-3 no’lu koltukları işgal eden ben ve yol arkadaşlarım. Oysa ki aksiliği kendini daha ilk dakikalarda göstermiş mendebur suratlı muavinin yanı başımızda bitmesiyle harekete henüz hazır olmadığımız anlaşıldı. Yanyana oturmuş, her ikisinin de kulağında kulaklık olduğunu gördüğü iki yolcuya - bize - bakarak konuşmaya başladı. Yine de başını pek duyamadığım gevelemesinin ne konuda olduğunu kavramakta zorlanmadım: beni oturduğum koltuktan kaldırıp yerime bir başkasını oturtmak istiyordu. Acenta bileti keserken bir yanlışlık yapmış(mış), bayan yanı değil bay yanı kesmiş(miş), ve - uzun süre dilime dolanacak olan - “bay-bayan çakışması” söz konusuymuş! Memleket karşı cinsten biri yanına oturacak olsa ürperen insanlarla dolu iken, her seyahat firması gibi Metro Turizm’in de bileti satarken ille bay-bayan yanı şeklinde belirtiyor oluşunu o kadar yadırgamıyorum. Ama tamamen şirkete ait bir hatalı giriş yüzünden, ve de bir erkeğin ya da kadının rahatı için, başka bir yolcuyu yerini değiştirmeye zorlamasını mazur görmek zorunda değilim.
Otobüse dönecek olursam: ben bu durumun bizden kaynaklanan bir sorun olmadığını, bu şekilde seyahat etmek istediğimizi belirtirken, sanki bu “bay-bayan çakışması”nın ne anlam ifade ettiğini anlamamışım gibi hiç üzerine vazife olmadığı halde otobüs şoförü de “han’fendi, bayla bayan yan yana oturamaz’” yorumuyla duruma müdahale etme ihtiyacı hissetti. Kendisi, geçtiğimiz günlerde Beyoğlu Belediyesi’nin öne sürdüğü kimi müesseselerdeki çift kişilik koltukları kaldırma fikrini de destekliyordur belki, kimbilir.. Fakat en çok tüm bu münakaşa esnasında arkada gık çıkarmadan duran - hoş, neden çıkarsın ki? muhtemelen en başta “bayan”ın yanına oturmam, ille de bay yanı olsun diyen kendisiydi - o “beyefendi”ye şaştım. Halbuki ne var şaşılacak? Bırakın birbirini tanımayanı, tanıyan bir kadın ve bir erkeğin yan yana oturması bile hala kabul görmüyor. Belki birinin dizi diğerininkine değer, hatta daha ileri gidip el ele tutuşurlar, sarılırlar falan, aman.. bir 25T vakası daha yaşanmasın.
Gönderen: NEWWEIRD
Text
25T: demokrasi bir araçtır, bir otobüstür. durağa vardığınızda inersiniz.
Şiddet, son zamanların en önemli konularından birisi. Ekip olarak pek çok farkedilmişlik biriktiriyoruz ama zamansızlıktan bunları her zaman sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmamız mümkün olmuyor. Ama bir konu var ki, onu göz ardı etmek imkansız: Toplumdaki şiddetin hızla ve delicesine yükselmesi.
Geçen gün bu şiddetin kaynağı hakkında ilginç bir yorum geldi. Bu yorum sosyolojik ve siyasi bilimler inceleme alanlarından baktığımızda ispat edilemez belki, ama gayet mantıklı bir argüman.
Pek çok Orta Doğu milleti gibi, Türk toplumu da liderinden feyz alan, onun yaptıkları ve söyledikleri ışığında kendi yaşantısını biçimlendiren bir toplumdur. Bunun en basit ispatı, AKP’nin başa gelmesinden sonra dindarlaşan ve kültürel yaşantısını değiştiren insanların azımsanmayacak bir kesimini oluşturmasıdır.
Bu bakış açısına göre, Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli olarak şiddet, baskı ve tehtid üzerinden iletişim kurması Türk toplumundaki şiddetin yükselmesinin önemli bir tetikleyicisidir. Bunun başka ispatı ise, Erdoğan’ın One Minute çıkışıdır. Bu çıkış ile, İsrail’le iyi olan ilişkilerimizi bozduğu gibi, toplumda inanılmaz bir İsrail düşmanlığı baş gösterdi. Bunun dışında, kadınlara karşı şiddetin artması, toplumsal ve kültürel anlayışın düşmesi, mahalle baskısı, Tophane’de galeri basan mahalleliyi haklı çıkarmak, 25T’nin şoförünün ahlak savunucusu olması, bütün bunlar Erdoğan’ın ve AKP’nin baskı, şiddet ve dayatma ile yürüttükleri toplumsal değişimin birer yansımasıdır.
Bu değişim bittiğinde, eğer engel olmazsak, ne tür bir ülkede yaşayacağımızı tahmin bile edemiyorum. Geldiğimiz noktada, kadınlara tecavüz etmek normal bir şey olacak, dekolte giyenler görüldükleri yerde, haklı gerekçelerle, tecavüze uğrayacaklar, içki içenler mahalle tarafından, haklı nedenlerle, linç edilecekler. Camiye gitmeyenlerin evi basılacak. Beğenilmeyen tüm heykeller yıkılacak…
Kısaca, demokrasi bir araçtır, gerektiği yerde ineriz. Bu araç Taliban’a gidiyor, inecek yok mu? Demokrasi 25T’dir.
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?