her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
Ekmek, kültürümüzde önemli bir besin maddesi olduğu kadar, çok önemli bir sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik ölçüt. Kredi kartlarının ve online alışverişin hükümranlığını sürdüğü bu içinde yaşadığımız dönemde, üçün beşin hesabını yapmıyoruz artık. 100 lira daha harcarsan sana şunu da veririm, bu kadar parapuan, şu kadar çippara yüklerim, indiririm, suyundan da koyarım gibi kampanyalara katılmak için hiç ihtiyacımız olmasa da bir sürü şey alıyoruz.
Bu aldığımız şeylerin üzerine akşam yemek yiyeceğimizde veya sabah kahvaltısında yediğimiz ekmeğin dilimlerini hesaplamaktan da geri kalmıyoruz. Az önce havaya 150 lira atmış olan bir insan, iki dakika sonra—bakkalda 50 - 100 kuruş arasında markette de 2,5 - 3 liraya kadar çıkan—en ortalama besin maddesi, ekmeğin 10 kuruş ederindeki dilimlerinin hesabını yapabiliyor.
Burada, ekmeğin bir kültürel öğe olmasının önemi öne çıkıyor. Yani, insanların algı sisteminde, küçüklüklerinden beri ”ekmek” üzerine duydukları sözler, ekmeğin nimet kategorisinde değerlendirilmesi, bırakınca arkandan ağlayabilmesi, cennette karşına çıkacak olması gibi nedenlerle, üç kuruşluk ekmeğin hesabı pekala yapılabiliyor.
Ama işe ekonomik boyuttan baktığınızda, hani ekmeğin hesabını yapıyorsun da (mesela) az önce—deri ayakkabın olmamasına rağmen—o ayakkabı fırçalama makinesini neden aldın diye sormazlar mı insana?
Ben hariç, sormazlar. Peki, ama neden sormazlar; orasını ben anlayamıyorum. Varın o kısmını da siz çözün.
Page 1 of 1
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?