her doz yüksek düzeyde farkındalık yaratıcı etkiye sahiptir. doza bağlı olarak bilinçaltı ve üstünde tahriş ve yanmalara sebebiyet verebilir. DİKKAT! çok yazılı, az resimli, çok sıkıcı, az gerekli içerik ihtiva eder. Follow @paktin Follow @oynakbeyi Follow @sutkutusu
Text
Şu hayatta her zaman bir amacın olmalı.
Yoksa her an karşınıza birileri çıkabilir. Dün gece birkaç yere davetliydim. Bu gittiğim yerlerde bana doğal olarak alkollü içecekler ikram ettiler. Bir yandan da hastayım; doktor, kullandığım ilaçların prospektüsleri ve de aklı başında olan insanlar bu ilaçlarla beraber alkol içmemem gerektiğini söylüyorlar.
Tahmin edebileceğiniz gibi dün akşam içmemem gerektiği halde içtim ve ufak çaplı bir alkol zehirlenmesi yaşadım. Bu zehirlenmeyi ben ‘beynin içerisinde bir sürü ufak beyinciğin dansetmesi’ olarak tanımlıyorum. Aslına bakarsanız, çok kötü bir his değildi.
Ve anlattığım haldeyken bir yandan da sokakta yürüyordum. Galiba eve gidiyordum ya da bir bara gidip bir içki daha içecektim… ya da başka bir şey. Bilmiyorum, açıkçası: umrumda da değildi. Bayağı amaçsızca dolaşıyordum.
Amaçsızca dolaştığım zamanlar çok çok hatta çok çok çok nadirdir. Büyük şehirde her daim bir yerden bir yere hızlı adımlarla, A ve B noktaları arasındaki mesafeyi en kısa zamanda en az insan kontağı ile geçirmeye çalışan bir insan için amaçsızca dolaşmak günlük hayatımın kesinlikle bir parçası değil. Çoğu zaman dolaşmayı sevmem (gündüz sokakları dolduran yığınların hepsi uyuduğu gecenin geç saatleri hariç) ve boş boş dolaşıp yaya trafiğini sekteye uğratanları da sevmem.
Hal böyleyken dün gece ben sözünü ettiğim alkol zehirlenmesinin etkisi altında ‘amaçsızca dolaşıyordum’. Balık pazarının orada ağzıma bir iki midye attıktan sonra Nevizade yönünde ilerlemeye başlamış ve birkaç adım atmıştım ki… iki tane adam yanımda bittiler.
Bu iki adam polismiş. Sordum: hayırdır, sakallıyım diye mi? ‘Hayır,’ dedi dazlak ve top sakallı olan memur, ‘dikkatimizi çektin. Amaçsız amaçsız dolanıyordun etrafta…’ dedi.
Benim bunun üzerine yorum yapmama fırsat bırakmadan diğer memur bir şey içip içmediğimi sordu. Sonra birkaç şey daha… ve didik didik üzerimi aradılar. Ayrıca, varikoselim de yokmuş. Sağolsunlar, aradan o muayene de çıkmış oldu. Bir de hep birlikte ağır ilaçlarla alkol alınmaması gerektiği konusunda hem fikir olduk.
Böyle durumlarda genellikle zorluk çıkarırım ve olayı tartışmaya götürürüm. Ama dün gece o kadar ‘amaçsızdım’ ki hiçbir zorluk çıkarmadım, vatandaşlık haklarından falan söz açıp diyaloğa girmedim.
Buradan anlamamız gereken bir şey varsa, o da Türk polisinin gerçekten çok iyi çalışıyor olduğudur ( ! ) Neden diye soranlara cevaben: Şu hayatta bir kez ‘amaçsızca dolaştım’ ve hemen bundan haberdar olup beni ‘acaba, bu adama bir şey mi oldu, kendinde midir’ diye kontrol ettiler. Bu adam amaçsızca dolaşıyorsa ya delirmiştir ya da kendinde değildir. Peki, neden kendinde değilsin?
Ceplerimde, paçalarımda, kol saatimde… ve testislerimde aradıkları şeyi bulamadıktan sonra ve (o kafayla ezberden okuduğum vatandaşlık numaram) üzerinden yaptıkları GBT’den de bir şey çıkmayınca, teşekkür edip beni ‘amaçsız dolaşma’larım ile başbaşa bıraktılar. Sağolsunlar!
Ama o kafayla böyle bir travma yaşatırsan insan artık amaçsızca dolaşamaz. Gider bir içki daha içer. Ya da başka bir şey, ama bir amacı olur. Olmalı!
Siz siz olun ilaç kullanırken (çok) içki içmeyin. Hele ki, asla ama asla amaçsızca ortalıkta dolaşmayın.
Bir amacınız olsun.
(Haa, bir de eğer esmerseniz, mümkünse sakal bırakmayın.)
Page 1 of 1
© 2009 - 2010 — ¿ f a r k e t t i m ?