December 2011
1 post
6 tags
Delta ovası (ya da kapı önü birikintisi) Ülkemizde sıklıkla görülen sosyo-coğrafi bir olgudur. Kapalı mekanlarda uzun veya orta süreli etkinlikler sonucunda içeride havasız kalmış, osura osura uyumuş, sıkılmış, bıkmış, aslında hiç orada olmak istememiş—veya herhangi bir başka nedenden içeride bulunmuş—insan kütlesi, etkinliğin bitmesi ile oluşan akıntının etkisiyle kapının dışına...
Dec 21st
October 2011
4 posts
20 tags
Haydi gelin biraz sosyal semiyotikçilik oynayalım. Van’daki acı depremden sonra daha önceki depremlerde göremediğimiz büyüklükte bir dayanışma, özveri, yardımlaşma ve bağış seferberliğine şahit olduk. Kimileri deprem için üzülürken ve canı gönülden yardımcı olmaya çalışırken, kimileri sevindi ve “Allah’ın sopası yok” edebiyatından mavallar okudu. Bunlar dışında,...
Oct 26th
4 notes
19 tags
Diktatörün Ölümü* [20 Ekim 2011: Muammer Kaddafi’nin öldürüldüğü ve Türkiye’nin Kuzey Irak’ta sınır ötesi operasyon başlattığı bu günde, Saddam Hüseyin idam edildikten sonra yazdığım ve Yeni Harman Dergisi’nde yayınlanan bir yazımı hatırlamak ve hatırlatmak istedim. Dünya Tarihi, bugün bir kez daha değişti.] 2006 yılı eski yönetim biçimlerinin liderleri açısından pek...
Oct 20th
9 notes
11 tags
Pinochet öldü; kalan sağlar kimindir? [Aşağıdaki yazı, 2006 yılının son ayında Yeni Harman Dergisi için yazdığım bir yazı. Kaddafi’nin öldürüldüğü bugünde hatırlamak ve hatırlatmak istedim. Bir sonraki yazı da Saddam’ın ölümünden sonra yazılmış bir yazı olacak.] —-0—- General Augusto Pinochet Ugarte’nin ölümünden beri aklımda olan bir soru var: Biri gitti, kalan sağlar...
Oct 20th
8 notes
30 tags
Dünyanın yıkılması ve hala tutunacak bir dal bulamamış olan Hakan Taşıyan arasındaki bağlantıyı görebilen var mı? Vikipedi sayfasındaki büyük harflerin hegemonyasında yazılmış tanıtım yazısındaki şu satırlara kulak verecek olursanız biraz daha belirgin hale gelebilir: “Gencecik ömrüne 2 dizi,1 sinema filmi,10 albüm ve yüzbinlerce fanatik sığdırması başarısında herhangi bir tesadüfün söz...
Oct 10th
4 notes
September 2011
1 post
30 tags
Bilgi denizinde boğulmamak için: şamandıraları geçme. Bir zamanlar, elektrik enerjisinin herkesin kullanabileceği kadar yaygınlaşacağını, evimizdeki bir priz aracılığıyla elektrikli aletler kullanbileceğimizi düşünmek, inanılması güç bir fikirdi. Thomas Edison, ilk elektrikli ampulü ürettiği zaman, bu icadın bir gün hepimizin gecelerini aydınlatacağını ve onun altında kitap okumanın mümkün...
Sep 20th
3 notes
August 2011
1 post
5 tags
Ne güzel türkümüzdün sen “bak postacı geliyor selam veriyor…” Oysa gerek özelleştirme, gerek kadrolaşma, gerek yüzyıllardır memleketimizde var olan salla başını al maaşını anlayışı gerek ‘benim memurum işini bilir,’ mottosu, gerek memur işini bilirse işçi daha çok bilir açıkgözlülüğü, gerek aman abi özel kargo kullan umursamazlığı, gerek ‘böyle gelmiş böyle...
Aug 26th
July 2011
1 post
7 tags
Malum yaz geldi, sinek, böcek ve bilumum haşere hayatımıza geri döndü. Bu durumda bizim de yapmamız gereken şeylerden bir tanesi büyük marketlere gidip haşerelere karşı bizi koruyacak çeşitli ürünler satın almak. Ben de bu ürünleri almak için Migros’a gittim. 2 Temmuz günü; yaz bu sene biraz geç geldi. Migros’tan alacağım ürünleri aldım—ve rafta “Haşere ürünlerinde,...
Jul 8th
2 notes
May 2011
4 posts
6 tags
Asansöre vuranlar: Asansör kapısına vurarak iletişim kurmaya çalışmak geçtiğimiz yüzyılda kaldı sanıyordum. Yanılmışım, plazalarda çalışan ve dünyaca ünlü tasarımcıların ürünlerini giyerek kendilerini dış dünyaya gösteren insanlar, asansör beklerken kendisi dünyanın en önemli insanı olduğu için o anda aslında kendisinin kullanması gereken asansörü bir başka mahlukat kullandığından ötürü o kişiye...
May 27th
5 tags
“Zonguldak’tan İstanbul yönüne seyahat eden 673410 sefer sayılı Metro Turizm yolcularının dikkatine! Aracınız harekete hazırdır” gibilerinden bir anons duymayı bekliyorduk, şoförün hemen arkasındaki 1-2-3 no’lu koltukları işgal eden ben ve yol arkadaşlarım. Oysa ki aksiliği kendini daha ilk dakikalarda göstermiş mendebur suratlı muavinin yanı başımızda bitmesiyle...
May 25th
3 notes
11 tags
Kültürel Bulimia: Bulimia nervosa, çoğunlukla ‘manken hastalığı’ olarak bilinir. Yemek yedikten sonra o yemekleri öğütmeye başlamadan gidip bütün yediklerini kusma hali. Böylelikle kişi, hem yemek yemenin tadına varacak hem de yemeğin muhteva ettiği kilo yapıcı kalorilerden ve selülit yapıcı her ne ise onlardan sakınmış olacaktır. Bu fizyolojik durumun en yüzeysel açıklaması bu...
May 24th
8 notes
6 tags
Bir zamanlar sloganını herkesin pek bir sevdiği Sprite reklamı vardı; imaj hiçbir şeydir susuzluk her şey… Daha da eski bir zamanlarda -şimdi dizi yıldızı olan- padişahın biri şiirinde şöyle diyordu: “halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…” (Mealen; sağlıklı bir nefes en büyük zenginliktir…) Geçtiğimiz haftalarda...
May 13th
4 notes
April 2011
3 posts
15 tags
25T: demokrasi bir araçtır, bir otobüstür. durağa vardığınızda inersiniz. Şiddet, son zamanların en önemli konularından birisi. Ekip olarak pek çok farkedilmişlik biriktiriyoruz ama zamansızlıktan bunları her zaman sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmamız mümkün olmuyor. Ama bir konu var ki, onu göz ardı etmek imkansız: Toplumdaki şiddetin hızla ve delicesine yükselmesi. Geçen gün bu şiddetin...
Apr 19th
9 notes
3 tags
http://www.oynakbeyi.com/post/4579102478/akp-apaci-... →
oynakbeyi: OYNAKBEYi: APAÇİ MÜZİĞİ ve AKP BENZERLİĞİ Aylardır, aklımda olan meselelerin başında geliyor AKP ile APAÇİ MÜZİĞİ arasındaki benzerlikler. Bundan birkaç gün önce “saykodelikdeşik”in yaptığı alıntı ve kısa bir süre önce tesadüf ettiğim bir sahne üzerine Oynakbeyi sosyologluğuyla olaya yaklaşmak farz oldu dedim… Sözünü edeceğim…
Apr 13th
41 notes
7 tags
Eskiden üniversiteler gençlerin “politize” olduğu siyasi kamplar olarak adlandırılırdı neredeyse. Darbe öncesinden biliyoruz ki, ülkedeki birçok meselenin patlak verdiği mecra; kampüs binaları, işgal edilen rektörlük binaları vesairelerdi… Darbe sonrası ve Özal dönemi politikalarından biri olarak yeni neslin depolitize edilmesi için birtakım faaliyetlere girişilmiş ve...
Apr 10th
2 notes
March 2011
1 post
11 tags
Uzun zamandır ¿ f a r k e t t i m ?’i ihmal etmiştik. Epey farkedilmişliğimiz birikti. Bunlardan hemen birincisi ile başlıyorum. Bu farkedilmişliğimin muhattabı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Belediye planlamacıları, şehir planlamacıları, vb. iskan ve imar erkanı. Size sormak istiyorum: Yeni yapılacak Aslantepe Stadyumu’nu planlarken, bu stadın 55bin kişilik bir stad...
Mar 20th
1 note
January 2011
2 posts
9 tags
Millenials’ın ve Z kuşağının depolitize edilmiş iki nesil olduğunu zaten biliyoruz. Fakat, bu iki nesil kendilerinin depolitize edildiklerinin çoğunlukla farkında değiller, farkında olanlar da bunu bir bahane olarak kullanmasını iyi biliyorlar. Bunun dışında, bu iki nesli ilgilendiren olaylar baş gösterdiğinde ve bu iki nesile ait kişilerin bir araya gelip vücut gösterisi, protesto veya...
Jan 9th
9 tags
Ekmek, kültürümüzde önemli bir besin maddesi olduğu kadar, çok önemli bir sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik ölçüt. Kredi kartlarının ve online alışverişin hükümranlığını sürdüğü bu içinde yaşadığımız dönemde, üçün beşin hesabını yapmıyoruz artık. 100 lira daha harcarsan sana şunu da veririm, bu kadar parapuan, şu kadar çippara yüklerim, indiririm, suyundan da koyarım gibi kampanyalara katılmak için...
Jan 2nd
December 2010
4 posts
11 tags
”Genelkurmay Başkanlığı, güzergah tahsis edilmediği için Atatürk koşusunun bu sene yapılamadığını belirtti. Bu yasağın nedeni ise Ankara Valiliği’nin 17 gün önce yayınladığı genelgeydi. Ancak aynı vesile ile gerçekleştirilen 75. Yıl koşusu için başkentin tüm ana caddeleri kapatıldı.” Hürriyet Asker koşu yapacakmış, Valilik de ”halkı etkiliyor” diye bu tarz...
Dec 28th
1 note
16 tags
Dün gece, sosyal medyamızın nadide simalarından birisiyle sohbet ederken bir konu dikkatimizi çekti. Reklam ve pazarlama iletişimi alanında, belirli bir ürün gamına ait reklamlarda çok iyi bir fikir ve/veya yaklaşım yakalanırsa, o ürün gamına ait diğer firmaların reklamları da aynı kalitede işler çıkarmaya başlıyorlar. Bu da belirli bir alandaki iletişimin diğer ürün kategorileri veya markalara...
Dec 26th
5 tags
Entelektüel gelişimi için çevirilere muhtaç olan yurdumda “modernite” ve “modernizm” çoğunlukla aynı anlamda kullanılıyor. Fakat, bu ikisi farklı kavramlar. Burada ortaya çıkan bir başka durum ise, çevirinin önemi. Türkiye’de herkes çevirmen olduğu için, düşünce ve kavram gibi önemli konularda anladıklarımız Fatih Terim’in İngilizcesi gibi bir şey. Ay dont...
Dec 16th
2 notes
6 tags
“Almanlıktan aldığım tadı hiçbir şeyden alamadım; belki bilardo … ama yok lan, Almanlık daha güzel.” A. Hitlr Almanya’da yabancılar şubesinin Türklere ve diğer yabancılara düzenli olarak ülkeden ihraç edilme belgesi gönderdiğini ve bu belgeye belli bir süre içerisinde itiraz etmezlerse bu kararın resmiyet kazandığını biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Yani, bana...
Dec 12th
November 2010
3 posts
11 tags
Bugünkü konumuz, en sevdiğim: polisler, polis jargonu ve polis bürokrasisi. Geçen gün muhtara ikametgah kaydı yaptırabilmek için, önce karakoldan onay almam gerektiğini öğrendim. Sonra da karakola gittim. Beni idari bölüme aldılar. Bir genç arkadaş—benden on yaş falan küçüktür—bana “genç” diye hitap etti. Sonra istediğim şeyi nasıl yapabileceğini öğrenmek için yan odadaki...
Nov 25th
3 notes
6 tags
Görünen o ki, müşteri memnuniyeti bilinci yurdumda iyice yerleşmiş. Markaların çoğu da müşteri memnuniyeti odaklı hizmet vermeye gayret ediyorlar. Fakat, bu markalaşma ve müşteri-marka ilişkisine sonradan dahil olan bazı insanlar konuyu yanlış anlamışlar. Ne demek istiyorum? Demek istediğim, ülkemde hep tepeden inme bir monarşi ve sonrasında yine tepeden inme bir ”demokratik...
Nov 21st
2 notes
15 tags
Biriken fark edilmişliklerim var: Birincisi, Türkiye’ye doksanlı yılların sonunda yayılmaya başlayan ve her yanımızı piercing’le kaplatan o akımı hatırlarsınız. Dudaklar, kaşlar, kulaklar her yanımız piercing dolmuştu… Artık göremiyorum o piercing’leri… Ne oldu çıkardınız mı? İkincisi, küçüklüğünü internet öncesinde yaşamış olanlar hatırlarlar üç taş, gazoz...
Nov 11th
5 notes
October 2010
3 posts
1 tag
Oct 28th
9 tags
Bu haftasonu “Düşünce Özgürlüğü için 7. İstanbul Buluşması” İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlendi. Buluşma’nın “Onur Konuğu” olan Noam Chomsky’nın konuşması, “Oluşan Dünya Düzeninde Demokrasi ve Haklar” başlığını taşıyordu. Konuşma, beklentimin aksine, her zamanki alışılageldik Batılının yeterince gelişememiş Doğululara nasihatlerinden öteye geçmedi. Ardından Türk intelijensiyasının...
Oct 10th
2 notes
14 tags
Birbiri ardına internet ile ilgili site kapatma davaları var, onun dışında askerlere karşı davalar, o davası, bu davası… davalar… Bütün bu süreçler zarfında sürekli yinelenen ve beynimize işleyen bir söylem var: Türkiye, bir hukuk devletidir. Hukuk devleti diyerek, biz istediğimiz şeyi mahkemeden karar çıkartarak yaparız. Mahkemeden karar çıktığı için de dolayısıyla haklıyızdır,...
Oct 7th
September 2010
7 posts
10 tags
Virütik ve viral. İki kelime de Türkçe sözlük içerisinde kendisine: “virüsle ilgili” tanımıyla yer bulmuş. Virütik eskiden çok duyduğum bir kelimeydi, viral ise neredeyse hiç duymadığım… Şimdi ise, virütik Türkçe’de doğru bir kullanım mıdır, diye merak edip sözlüğe bakacak kadar yabancılaştığım bir kelimeye dönüşmüş. Viral sen nelere kadirsin? Bu arada; John...
Sep 30th
10 tags
Ben hangi zamanlarda yaşadığımızdan pek emin değilim artık. Modern ile ilkel, absürt ile bilimsel bir arada bulunuyor. Aynı anda, aynı yerde, yanyana bulunan bu oksimoron bileşim çoğu tarafından normal karşılanabiliyor. Bir kısım muhalif ve eleştiriciler ise “zıpçıktı” veya “her şeye muhalefet” olarak yaftalanıyorlar. Siz de hiçbir boku da beğenmiyorsunuz ha!…...
Sep 30th
1 note
5 tags
Şu hayatta her zaman bir amacın olmalı. Yoksa her an karşınıza birileri çıkabilir. Dün gece birkaç yere davetliydim. Bu gittiğim yerlerde bana doğal olarak alkollü içecekler ikram ettiler. Bir yandan da hastayım; doktor, kullandığım ilaçların prospektüsleri ve de aklı başında olan insanlar bu ilaçlarla beraber alkol içmemem gerektiğini söylüyorlar. Tahmin edebileceğiniz gibi dün akşam içmemem...
Sep 25th
7 tags
Bugün çok şaşırdım. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay galerilere yapılan saldırıyla ilgili basın açıklamasında şu cümleleri de zikretmiş: “Hiç kimsenin Anadolu’nun bir kasabasında yaşadığı hayat tarzını İstanbul’a dayatmaya hakkı yoktur, aynı şekilde hiç kimsenin de insanların yaşam tarzını, örfünü mahkum etmeye hakkı yoktur. Birbirimize tahammül etmeyi öğrenmeliyiz.” Ben,...
Sep 24th
5 tags
Almanya’daki bir Türk doktor ameliyat esnasında yanındaki diğer doktoru yumruklamış. Haberin bu kısmını ilk okuduğum zaman: tamam ya, Türk işte; nerede olursa olsun mutlaka bir şekilde içindeki barbarı dışarı taşırıyor, diye düşündüm. Ama haberin devamını okuyunca adama biraz da hak verdim doğrusu. Yumrukçu doktorumuz o gün 5. ameliyatına girmiş ve ameliyatın ortasında yanındaki Alman...
Sep 23rd
2 notes
8 tags
Kılıçdaroğlu kendi oyuna sahip olamıyorsa bence istifa etsin. CHP’yi tasfiye etsinler. Aylardır söylüyorum: artık oyun değişti, kurallar değişti. Bu kurallara uymazsanız sizinle daha çook dalga geçerler. Size üzüldüğümden değil, yıllarca tonla zahmetle oluşturulmuş bir itibarı var partinizin. Bari o kalsın önümüzdeki nesillere. Zira, daha kendisi oy kullanamayan bir genel başkanın...
Sep 13th
4 notes
8 tags
Hazır Ramazan yeni geçmişken artık oruç tutmayan dimağlarınıza hitaben birkaç söz etmek isterim. Oruç tutmak olarak adlandırılan olgu ”aç kalmak adına” yapılan bir eylem olmaktan ziyade ”insanın nefsini terbiye etmesi” üzerinde temellendirilmiş ve Tanrı’nın sizlere bahşetmiş olduğu nimetlerin kıymetini ve önemini anlayasınız diye üzerinize vazife edilmiştir. Yani,...
Sep 12th
2 notes
August 2010
1 post
4 tags
Yolculuk nereye hemşehrim? Hatırlarsınız bu soruyu… Artık internet bağlantısı bile sunulan konforlu uçaklarla yolculuk ettiğimiz bugünlerde, yolculuk tarihiyle ilgili bir makale veya kitap yazılsa incelenmesi ve cevaplanması gereken ilk soru bu olacaktır. Yanınıza hasbel kader oturmuş, elinden geldiğince sizinle muhabbet etmeye çalışan bir memeleketlinizden duymaya alışık olduğunuz bu soru,...
Aug 7th
2 notes
July 2010
2 posts
8 tags
Kim ne derse desin, şu memlekette Hıncal Uluç ve Ertuğrul Özkök olmak o kadar da kolay değil, birilerinin bunu fark etmesi gerekiyor ki, bunu fark etmesi gerekenler biz değil Özkök veya Uluç olmaya soyunan düşük kalibreli gazeteciler/köşe yazarları… Biri Galatasaraylı, biri Fenerbahçeli. Birisi GS ne yaparsa yapsın beğenmeyip eleştiren, diğeri Türk solu/Türk solcusu ne derse desin, kendini...
Jul 9th
1 note
6 tags
Sonunda Kılıçdaroğlu da sınıra gitti ve mevzilere ziyarette bulundu. Ayakta. Dimdik. Mağrur. Ama önündeki kum torbalarının ise boyunca yükseltilmiş olduğunu da görmedik sanmasın. Medya görünürlüğü böyle bir şey. Hop birisi çöktü diye hemen eleştiriler (ben dahil), diğeri gidip ayakta durunca ona övgüler düzmeler. Ama boyunca yükseltilmiş kum torbalarını görmezden gelmek. Medyada verilen mesajlar...
Jul 4th
4 notes
June 2010
4 posts
3 tags
Türkiye’de Türk Polisi’ne birilerinin artık kanun koyucu, yasa yapıcı olmadığını hatırlatması ve eğer ki bir durum varsa herkese aynı davranmak zorunda olduğunu hatırlatması gerekiyor! Hele ki havaalanı gibi bir mekânda görev yapıyorsa bu polis, sanırım biraz daha mantıklı olması gerekiyor kanaatimce… Yaşanan bir olayı anlatmalı evvela; 27 Haziran 19:50 Denizli-İstanbul uçuşunu...
Jun 28th
2 notes
16 tags
Dün gördüğümden beri benim de aklımda bu kare: Tayyip Erdoğan’ın takım elbiseyle sınır mevzilerinde çömelmiş dirseklerini dizine dayamış görüntülerini gördüğümden beri fırsat kolluyorum…  ¿ f a r k e t t i m ? ’e gelip şu yazıyı yazmak için. Bugünkü gazete yazılarının çoğu da bu konuya odaklanmış. Kimileri de yazarların bu konuya odaklanmış olmasına odaklanmış—ve...
Jun 22nd
10 tags
Bir başka konu ise: Türk insanının kapı açma korkusu. Bu konu daha çok Türk tüketicinin psikolojik yapısına dair şeyler içeriyor. Bir süredir esnaflık üzerine ihtisas yapıyorum ve bu süre boyunca dikkatimi en çok cezbeden şey: mağazanın kapısı kapalıyken insanların kapıyı açmaktan çekinmeleri oldu. Her defasında, kapalı kapının ardında içeri girmeye ürken bu insanlara baktıkça aklıma Franz...
Jun 17th
1 note
12 tags
İnsanların taklit yetenekleri çoğunlukla faydalı bir beceridir: bebeklerin bir şeyler öğrenmesini kolaylaştırır; toplum içerisinde belirli davranış modellerinin yerleşmesine yardımı olur; grupların, cemaatlerin, takımların, kabilelerin, ulusların ve bunlar gibi benzer yaşantı yapısına sahip olan toplulukların oluşmasına ve bir arada kalmalarını sağlar. Örnek olarak, Atatürk’ün kendisini...
Jun 17th
2 notes
May 2010
4 posts
6 tags
Taksim metrosunda yön bulmak için konulan turuncu ve yeşil yol işaretlerinin yarattığı karışıklık hakkında bir fark edilmişlik yazmıştık. Bugün itibariyle Metro İstasyon Hizmetleri Şefi’nden bir eposta aldık. Sorunu çözmüşler. Hayırlı uğurlu olsun.
May 18th
2 notes
8 tags
Herkes düşmüş peşine Ederlezi! Birden unutmuşlar Hıdırellezi Hızır ile İlyas ararken ölümsüzlük suyunu Ahırkapı açıklarında buldular entel bir gemi leşi! Özür dileyerek bu şairane girişie yapmak zorundaydım. Birçoklarını tenzih ederek, ama üstüne alınmak isteyene de ses çıkarmayarak konuya giriyorum. Gördüğüm kadarıyla birçok insan Hıdırellez’in sadece Çingene kültüründe var olduğuna...
May 6th
9 notes
3 tags
Viral! Kanadı kırık sosyal medyamızın kanayan yarası. Buraya yazıyorum ki kışkıran kışkırsın, viral olsun beri gelsin. Milletçe, senelerdir virüsten korktuk, bilgisayarımıza girmesin diye yeri geldi virüs programı kurduk, yeri geldi dantel örttük, yeri geldi muska yazdık. Şimdi bir baktım ki herkesin ağzına yapışmış bir viral lakırdısı… Ey Türk İnternet Gençliği, siz “ota b*ka...
May 5th
6 notes
5 tags
az önce rast geldim, yazmadan geçmeyeyim dedim: -hesapta- medya ve -aman eksik kalmasın- sosyal medya analizleri yapan bir blog, okurlarına bir süreli yayının aboneliğini hediye ediyor. Bu -ecnebilerin “awkward” olarak tabi ettiği- acayip neler anlayabiliriz? Hediye vererek okuyucu toplamaya yeltenmek hala var. Özgün içeriğe güvenmek yerine ki onun da özgünlüğü tartıışılır-...
May 5th
9 notes
April 2010
7 posts
7 tags
Oynakbeyi bir seriyi atlamış, dizilere benzemeye başlayan reklamlar hakkında. Beyaz ve Erdal Özyağcılar’ın beraber oynadıkları DenizBank serisi. Az önce gördüğüm reklamda salla adaya bir kız geldi. Beyaz’la karşılaştılar ve kız ona babasını aradığını söyledi. E.Ö. sahneye girdi ve kız… Baba ( ! ) Reklam kapanırken Beyaz’ın dış sesi: yeni sezonda Cuma, Deniz ve...
Apr 14th
10 tags
Bir şeyi fark etmeden geçemeyeceğim: Metroya binenler bilirler; yakın zaman önce metro hatları değişti ve yeni hatlar yeni metro vagonlarıyla süslendi. Buna göre artık dönüp dolaşmadan Şişhane ve A. Oto Sanayi metroları ileri-geri aynı hat üzerinde gidip geliyorlar. Her ikisi de ayrı peron üzerinden hareket ediyor. Metro yönetimi de bununla ilgili değişiklik yapmış ve yolculara bu değişikliği...
Apr 14th
23 tags
Televizyon reklamlarında uygulanan metotlar, izleyicilere fark ettirmeden gerçekleştirilen narkoz etkisi son zamanlarda almış başını gidiyor. Tabi ki takdir ettiklerimiz olduğu kadar tiksindiklerimiz de var. Başarılı / başarısız tartışması da değil konu. Yaklaşık 10 yıllık bir dönemde dizi reklamlar en çok uygulanan metot. Öyle ki bir ara Telsim reklamında Cem Yılmaz’ın neler yapacağı merak...
Apr 13th
2 notes
4 tags
Az önce bindiğim otobüste test edildi onaylandı: Cep telefonunun üzerinden otobüs geçince bir şey olmuyor. Telefonun modeline ve markasına vakıf olamadım ama üzerinden geçtiğimizi ve sonra kadının onu yerden alıp konuşmaya devam ettiğini gayet net gördüm. Bu bilgiyi de fark edilmişlikler kervanına katıp biraz daha emin adımlarla yürüyelim geleceğimize.
Apr 13th
2 notes